Spora olan tutkusunu ve deneyimlerini paylaşan Seyhan Şaşko ile kariyerinde edindiği tecrübeleri konuştuk.

Türk spor medyasının önde gelen isimlerinden Seyhan Şaşko, Eurosport’ta başladığı kariyerinde büyük bir başarı elde etti ve şu anda beIN SPORTS Türkiye’de spor tutkusunu tüm Türkiye’ye ulaştırıyor.

Spor sektörüne girişinin spor muhabirliğiyle başlamadığını dile getiren Seyhan Şaşko kariyerinin nasıl başladığını aktardı:

“Aslında spor sektörüne girişim spor muhabirliğiyle olmadı spor muhabirliğine olan tutkumla Eurosport’ta kendi programımı, Ters Köşe’yi sunmaya başlayarak sektöre adım attım. Ardından Eurosport’tan SkyTürk’e geçişimle muhabirlik ve sunuculuk gibi farklı alanlarda deneyim kazandım. O dönemde SkyTürk Show Tv ve Lig Tv Mehmet Emin Karamehmet çatısı altındaydı. Ve Lig Tv ‘ye transferim gerçekleşti. Aslında transfer de sayılmaz tam olarak yani hem SkyTürk’te hem de Lig Tv de aynı zamanda haftanın 7 günü çalışıyordum. Muhabirlik, editörlük ve spikerlik yapıyordum. Eurosport bir spor insanının kariyerini başlamayı isteyebileceği en iyi yerlerden biri bence. Dolayısıyla işin aslında spikerlik tarafı gibi başlamış gibi görünsem de hep diğer kamera arkası ve işin mutfağı gibi adlandırılan bölümü benim mesleğimin kariyerimin yolumun içinde yer aldı.”

Spor haberciliğine olan ilgisi çocukluğundan beri var olan Seyhan Şaşko, sporun içinde olma ve yakından takip etme tutkusunu dile getirdi.

Futbol, tenis, basketbol, voleybol gibi farklı branşları izleyerek ve hatta bazılarında aktif olarak büyüdüğünü belirten Şaşko, profesyonel olarak spor yapma fırsatı bulamamış olmasına rağmen, müziğe olan yoğun ilgisini de aynı dönemlerde sürdürdü. Ancak piyano eğitmeninin sporun parmaklarına zarar verebileceği endişesiyle onu spordan uzaklaştırmasıyla, sporu izleyici olarak takip etmeye yönlendirildiğini ifade ediyor. Şu anda sporcu değil, ancak işin anlatıcı, yorumlayıcı ve sunucu tarafında kendisini bulduğunu ifade eden Şaşko, küçük yaşlardan itibaren sporun tohumlarının içine ekildiğini ve şimdi bu alanda kendisini bulduğunu vurguluyor.

Seyhan Şaşko, spor medyasında unutulmaz anlarını paylaştı. Özellikle spor müsabakalarının zaman zaman savaş alanına dönüşebileceğini ve bu durumun kendileri için zorlayıcı olduğunu belirtti.

 “Galatasaray’ın Fenerbahçe Stadı’nda şampiyon olduğu ve kutladığı o sezonda çok zor zamanlar yaşadığımı söyleyebilirim. Yani, çok fazla biber gazına maruz kaldığımız, yayın yapamadığımız ve neredeyse darp edilmek üzere olduğumuz zamanlar oldu. Bununla birlikte, basketbol maçlarında da Abdi İpekçi Arena’da çok fazla yabancı maddeyi kafamıza yediğimiz ve üzerimize atılan zamanlar oldu. Birçok zor zamanlar yaşadık, ama tabii ki işin güzelliği daha çok ön plana çıkıyor, sanırım.”

Unutulmaz anlarını anlatırken özellikle Şampiyonlar Ligi röportajlarının kendisi için çok özel olduğunu belirtti. İlk İspanyolca yaptığı Şampiyonlar Ligi röportajının, kendisine bir şeyleri kanıtlayabilme fırsatı olarak gördüğünü dile getirdi.

Ayrıca, 2020 yılında Şampiyonlar Ligi sezonunda Lizbon’da bulunmanın ve her maçı yayından takip edip Türkiye’den bütün maçları izleme şansına nail olmanın kendisini çok mutlu ettiğini ifade etti. Bu deneyimin kariyeri için önemli bir dönem olduğunu belirtti ve Lizbon’daki atmosferi tatmanın ve oradan yayınlar yapabilmenin kendisi için çok değerli olduğunu vurguladı.

“Şampiyonlar Ligi röportajları benim için her biri çok özel. İlk İspanyolca yaptığım Şampiyonlar Ligi röportajım, kendime de bir şeyleri kanıtlayabildiğim bir geçiş dönemi olduğu için, aslında 25-26 yaşında öğrenmeye başladığım dili kullanmaya başladığım bir profesyonel alanıma döktüğüm ortam olduğundan, aslında benim için özeldi diyebilirim. Birçok özel an var, ama pandemi döneminde 2020 yılında Şampiyonlar Ligi sezonunda Lizbon’da olmam ve 14 gün orada kalmam, her maçı yayından takip edip Türkiye’den bütün maçları izleme şansına nail olan tek kişi olmam, beni ayrıca çok mutlu etmişti. Orada bulunma, oradaki atmosferi tatmak ve baştan sona oradan yayınlar yapabilmek, kariyerime önemli yeri olan bir dönemdi.”

“İnsanın iyisi kötüsü vardır, eğer iyi insanlarla yollarınız kesişirse, o zaman hayat sizin için daha kolay oluyor

 “Türkiye’de kadın olup zorlanılmayan bir meslek olduğunu düşünmüyorum. Ne yazık ki, Türkiye’de kadın olmak kolay bir şey değil, ancak buna bu perspektiften bakmamayı tercih ediyorum. Yani, her işin zorluğu var ve her iş herkese zor gelebiliyor. Zorluklar yaşanabiliyor. Bu kadın-erkek fark etmeksizin. Her insanın başına gelebilecek bir şey, ben de bu pencereden bakmaya gayret ediyorum. Yaptığımız işin ehli olduğumuzda, işimize önem verip değer verip çalıştığımızda, ona emek verdiğimizde öyle ya da böyle pozitif olarak size durumun yansıyacağını düşünüyorum.

Elbette taş koymak isteyenler, önümüze çıkmak isteyenler, elbette haksızlığa uğradığınızı düşündüğünüz zamanlar olacaktır, ama bazen bu zamanlarda sizi daha doğru bir noktaya götürebilir, yani hayatta zorluk olarak adlandırdığım ya da olmadığı için çok üzüldüğüm konular hep aslında beni çok daha iyi yerlere götürmüştür. Buna inandığım için de ben kendimin olabildiğimin en iyisi olduğum, elimden gelenin en iyisini yaptığım sürece dış faktörlere önem vermeden, tamamen kendi yoluma baktığım sürece bu tip kadın-erkek olma ya da kadın olmanın zorlukları noktasındaki hiçbir şeyin beni etkilemesine izin vermiyorum.

Ve bunun hiç kimsenin başına gelmemesi için de elimden geleni yapıyorum, açıkçası. Çünkü bir taraftan yadsınamaz, ama bir taraftan bununla da yaşanamaz diye düşünüyorum. Hepimizin hayatında zor zamanlar, zor anlar, zorluklar var, ama eğer bu zorlukları ya da bu taşları, bu bariyerleri bariyer olarak değil de bir geliştirici faktör olarak görürsek, o zaman ortada bir bariyer kalmaz.

Yani insanların ne düşündüğü ya da bana nasıl davrandığının benim hayatımda önemli bir yeri olmamasına, beni etkilememesine gayret gösteriyorum. Ama tabii ki her zaman bu o kadar kolay değil. Şu anda 35 yaşındaki Seyhan olarak söylüyorum bunu, başlarda bu kadar kolay değildi. Ama yine de çoğunlukla saygı gördüğümü, yani erkek meslektaşlarım ya da erkek yöneticilerim tarafından da genelde yaptığım işi iyi yaptığımın söylenerek saygı gösterildiği bir ortamda olduğum için de genelde şanslıydım. Ama insanın iyisi kötüsü vardır, dolayısıyla eğer iyi insanlarla yollarınız kesişirse, o zaman hayat sizin için çok daha kolay oluyor.”

Spor Sadece Mesleğim Değil, Hayatımın Bir Parçası

Spor spikeri Seyhan Şaşko, mesleğinin hayatının merkezinde yer aldığını dile getiriyor.

Şaşko, “Aslında benim bir günüm tamamen mesleğimle işimle doğru orantılı geçiyor,” diyerek spor alanındaki tutkusunu vurguladı. Spikerlik kariyerine başlamamış olsaydı bile, sporun bir parçası olmaktan vazgeçemeyeceğini belirterek, “Bir bankacı olsaydım da eve geldiğimde yapacağım şey maç izlemek olurdu,” dedi.

Seyhan Şaşko, fubolun yanı sıra spor organizasyonlarını da yakından takip ettiğini ifade ediyor. Özellikle ilgi duyduğu branşlardaki maçları kaçırmamaya özen gösterdiğini belirtti. “Gün içerisinde sürekli olarak eğer bir maç varsa ya da önemli bir organizasyon varsa muhakkak takip ediyorum” dedi. 

Şaşko, teknolojinin sağladığı imkanları da aktif bir şekilde kullanarak, haber portallarını ve sosyal medya platformlarını takip ediyor.

Objektifliği korumak için ya da bunu sağlamak için herhangi bir şey yapmadığını dile getiren Şaşko:

“Objektifim, futbola bir taraftar bir holigan olarak bakmıyorum. Elimden geldiğince en iyisini yapmaya çalışarak sadece spor,oyuncu grupları olarak ya da bireysel sporsa bireyler olarak baktığınızda zaten otomatik olarak objektif oluyorsunuz. Yani tabii ki hepimiz bu mesleğe gönül verirken futbolla ilgili bir şeyler yapmaya başlarken bir taraftar olarak başlıyorsunuz aslında. Bir taraftar olarak bir renge gönül veriyorsunuz ama sonrasında iş meslek boyutuna geldiğinde otomatik olarak o gömleği çıkarıp başka bir gömlek giyiyorsunuz. Dolayısıyla benim açıkçası hiçbir zaman taraftarlık duygum özellikle futbolda ön plana çıkmamıştır. Yabancı ligleri takip ederken bazen şakasına bazı takımları tabii ki ön plana çıkarıyorum ama nihayetinde her zaman doğru bir tanedir görünen de ortadadır. O görüneni o doğruyu ortaya çıkarmaya özen gösteriyorum. Profesyonel hayatımda bunun için sadece duygularla değil görünenle olanla olan üzerinden yani aslında objektiflik olarak adlandırdığımız her şeyi olduğu gibi görme ve yorumlama üzerinden kariyerime devam etmeye çalıştığımı söyleyebilirim.”

“İlham aldığım biri olmadı

Seyhan Şaşko, kariyerinin başlangıcında ve sonrasında ilham aldığı bir spor spikerinin olmadığını ifade etti.

“Ben sevdiğim şey olan sporu takip edip, onunla ilgili kendimce en doğrusunu söylediğim bir ortamı yarattım kendime. Bu süreçte kimseyi takip de etmedim. Zaten bizim zamanımız çok fazla dijital medyanın bu kadar efektif bir zaman olmadığı için daha çok gazeteler vardı ve televizyonlardan takip ettiğimiz maçlar vardı. Ama o süreçlerde beni bu mesleğe iten herhangi biri olmadı açıkçası biraz kader veya benim ilgi alanım spor olması da beni bu alana itti. Ve şu anda buradayım.”

Seyhan Şaşko, en keyif aldığı röportajı Zinedine Zidane röportajı olarak niteliyor. İspanyolca gerçekleştirdiği bu röportajın özel bir an olduğunu belirten Şaşko, normalde İngilizce yapmayı düşündüğü ancak Zidane’ın İspanyolca yapılmasını tercih ettiği bir röportaj olduğunu ifade etti. Zidane’ın dünyanın en iyi oyuncularından biri olduğunu vurgulayan Şaşko, röportajın kendisi için büyük heyecan ve titizlikle gerçekleştiğini dile getirdi. Bu röportajın onun için her zaman özel bir yere sahip olacağını söyleyen Şaşko, bu deneyimin kendisi için unutulmaz olduğunu belirtti.

“Sevdiğiniz İş, Hobi Gibi Gelir

Mesleğin sadece görünür olmak veya alkışlanmak için yapılmaması gerektiğini belirterek düşüncelerini aktardı:

“Hepimizin malum olan bir konu var eğer sevdiğimiz mesleği yaparsak o meslek bize iş gibi değil hobi gibi gelir konusu gerçekten de öyle. Özellikle bizim mesleğimiz için de geçerli diye düşünüyorum. Sadece ekranda olmak için sadece görünür olmak için ya da alkışlanmak için bu mesleği yapıyorsanız sonucunda mutlu olmanız mümkün değil bunun örneklerini çok fazla gördüm. Çünkü kalıcı olmanız mümkün değil ama eğer mesleği severek yaparsanız yani gerçekten spor takip etmeyi seviyorsanız onunla ilgili bir şeyler okumayı takip etmeyi yerinde gidip onu izlemeyi ondan çıkarımlar yapmayı seviyorsanız bu konuda bence kalıcı bir başarıya ulaşmanız mümkün. O yüzden burada da esas bu çünkü sevmediğiniz takdirde bu işin size uzun vadede mutluluk getirmesi hiç kolay değil.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Diğer Haberlere Göz Atın

Sporda Kadın ve Spor Hukuku 

Türkiye’de kadına yönelik psikolojik ve fiziki şiddetin yaşandığı sahalardan biri de spor…

Olimpiyatlar ve Kadın: Tanrılar için değil kendileri için ter döküyorlar 

Kadınların erkeklerle eşit konuma gelmesi eşit haklara sahip olması asırlar boyu sürmüştür.…

Zehra Yıldız: Kickboks ve Taekwondo Arasında Dengede

Kadınların kickboks ve taekwondo gibi dövüş sporlarında yer alması, kendi yeteneklerini ve…

Tuğçe Bölükbaşı: “Ankaragücü’nün hak ettiği yer Sultanlar Ligi”

MKE Ankaragücü Voleybol Takımı Başantrenörü Tuğçe Bölükbaşı, “1’inci Lig’den Sultanlar Ligi’ne çıkmak…