Mesleğe adım atma sürecinden bahseden maç spikeri Elif Ünal, maç spikeri olmak isteyen kadınlara da tavsiyelerde bulundu. Ünal ayrıca, “Kadınların sadece Süper Lig’deki değil, alt liglerdeki maçları da yayınlanmalı” dedi

Türkiye’de pek çok kadın spor spikeri olsa da ‘kadın maç spikeri’ neredeyse yok denecek kadar az. İşte, onlardan biri de 2020 yılında maç spikerliğine başlayan Elif Ünal. İlk olarak popüler sosyal medya platformlarından olan YouTube’da Süper Lig maçlarını anlatan Ünal, gerek profesyonel alt liglerde gerekse de gelişim liglerinde stat atmosferini de soluyarak maç anlatmaya devam ediyor. Üstelik sadece futbol değil, basketbol, voleybol, kürek, hokey, hentbol gibi pek çok spor dalında da maç anlatımı yapıyor.  

“KADINLAR, HER ALANDA DESTEKLENMELİ”

Erkek futbolunun yanı sıra, kadın futbolunda da maç anlattığını ifade eden 28 yaşındaki Elif Ünal, kadın futbolunun desteklenmesi gerektiğine de vurgu yaptı:

“Kadın futbolu, ülkemizde henüz gelişme halinde” diyen Elif, “Aslında kadın futbolunun gelişmesini çok isterim. Kadınlar, her alanda desteklenmeli. Bir kadın maç spikeri olarak kadın futbolunu daha çok anlatmak isterim. Kadın futbolunun daha çok destek görmesini isterim. Biliyorsunuz, belirli kulüplerin maçları yayınlanıyor. Kadınların sadece Süper Lig’deki değil, alt liglerdeki maçları da yayınlanmalı. Böylece birçok takım, transfer döneminde sporcuların performansıyla ilgili daha çok bilgi edinmiş olur. Tabii, bu durum için daha uzun bir süremiz olduğunu düşünüyorum” diye konuştu. 

ARKEOLOG OLACAKKEN SPİKER OLDU

Spikerlik mesleğine adım atma serüveninden bahseden Ünal, “8-9 yaşlarında kısa bir süre futbol okuluna gittim. Yaklaşık 8 sene profesyonel voleybol oynadım. Sakatlığımın ardından kendimi tamamen eğitim hayatıma verdim. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Öncesi Arkeolojisi bölümünden 2018 yılında mezun oldum. Bölümümü üçüncü olarak bitirdim. 2017 yılında babam vefat etmişti. Okulumun son senesi olması, tez yazım süreci, sınavlar derken o telaşta açıkçası babamın vefat ettiğini anlamamışım. Babam arkadaşım gibiydi. Babadan daha çok, yakın arkadaşımı kaybettim. Mezun olduktan sonra birkaç ay evde olunca, babamın gerçekten vefat ettiğini o an hissettim diyebilirim. Yakınları vefat edenler beni daha çok anlayacaktır. Eve kapandıkça dertlerin çoğalır. Haliyle daha çok üzülürsün. Bu süreçte, ablamın vasıtasıyla ilk olarak diksiyon ardından da spikerlik, sunuculuk eğitimine başladım” şeklinde konuştu. 

FUTBOL SEVDASI ÇOK ESKİLERE DAYANIYOR

Babası sayesinde futbolu çok sevdiğini dile getiren Elif, futbolla beraber pek çok spor dalına da hâkim olduğunu belirterek şunları kaydetti:

“Akademide eğitim aldığım hocalarım, TRT spikerlerinden Erdoğan Arıkan ve Levent Özçelik beni spikerliğe yönlendirdi. Ankara olarak siyasetin göbeğindeyiz. Spor bakımından kısır olmasına rağmen Ankara’da spor spikeri ve sunucusu olmayı hedefledim. Hocalarım, ‘Kendini sadece sporla sınırlama’ demişti ama ben kendimi sınırladığımdan pişman değilim. ‘Futbolu herkes çok seviyor. Ben de hemen futbola adapte olmalıyım’ gibi bir durum yoktu. Futbol sevdam, tamamen küçüklükten ve babadan gelen bir durum. Babam Zafer Ünal, eski bir futbolcu. Hatta Şekerspor’da Selçuk Yula ile birlikte oynamış. Kısa süren futbolculuğunun ardından kariyerine bir süre de teknik direktör olarak devam etmişti. Beni de hep yanında götürürdü. Birlikte halı sahalara giderdik. Babam, futbolu lig ayırt etmeksizin takip ettiği için benim de futbol konusunda bir fikrim vardı. Yani küçüklükten gelen bir meraktı benimki. Sadece futbol değil tabii ki. Birçok amatör spor dalına da hâkimim.”

“ORADA TEK KİŞİSİN AMA ASLINDA 10 KİŞİSİN”

“Stat atmosferi bambaşka” diyen Elif Ünal, “2020 yılında pandemi sürecinde, Klasspor TV olarak YouTube üzerinden ‘Maça Doğru’ programını başlatmıştık ve 90 dakika maç anlatımı yapıyorduk. Ben de ilk kez o programda, Ankaragücü-Hatayspor maçını anlatmıştım. Klasspor TV Genel Yayın Yönetmeni Bülent Atlas, ‘Elif sen neden maç anlatmıyorsun?’ demişti. Aslında, bir nevi kendisinin yönlendirmesiyle maç spikeri oldum diyebilirim. YouTube aracılığıyla Süper Lig maçlarını anlattım ama stat atmosferi bambaşka. Maç anlatırken hakeme, oyunculara, yedek kulübesine, tribünlere odaklanmak zorundasın. Yayın ekibiyle de sürekli iletişim halindesin. Sen orada tek kişisin ama aslında 10 kişisin. O an birçok noktaya odaklanman gerekiyor ki iyi bir yayın, iyi bir maç anlatımı çıkarabilesin” diye görüş belirtti. 

“BENDE ‘DELİ CESARETİ’ VAR”

Medya sektörüyle ilgili korkularının olduğunu fakat sektörden çekinmediğini ifade eden Ünal, şunları söyledi:

“Türkiye’de maalesef, kadınların daha ekran önünde futbol konuşmasına birçok insan tepki gösterirken sizin maç anlatmanız elbette bazı kulakları tırmalar vaziyette oluyor. İlk maç anlatımına başladığımda, güzel tepkiler de oldu, kötü tepkiler de oldu. Ben bu konuda aileme çok teşekkür ediyorum. Onlar bu işe başladığımda, ‘Ekran önündesin. Sana mutlaka eleştiriler olacak. Buna hazır ol’ demişlerdi. Eleştiriye de çok fazla açık biri değildim açıkçası ama alıştım tabii ki. Sektörle ilgili ‘acabalarım’ hâlâ var. Her zaman da oldu ama her zaman deli cesareti olan biriydim. ‘Başarısız olursam bırakırım’ demiştim. Bence ilk önce, eleştirinin kendinizden gelmesi daha güzel. Ben de ilk yayınımın ardından, ‘Bu işi yapabilirim’ dedim. Korkularım elbette var. Hâlâ eleştirmek için eleştirenler var. Bir de gerçekten sizin iyiliğinizi düşünerek eleştirenler var. Korkularım var ama deli cesaretim de olduğu için çok fazla çekincem yok açıkçası.”

“ÇALIŞIR GİBİ DEĞİL DE HOBİMİ YAPAR GİBİYİM”

Maç anlatımından önce kendisini nasıl motive ettiğinden de bahseden Elif Ünal, “Mesleğe adım attığımda, sanki uzun yıllardır bu işi yapıyormuşum gibi hissettim. Eğitim hayatımda da not almayı çok seven biriydim. Aynı şekilde, araştırmayı da çok seven biriydim. O yüzden çalışır gibi değil de hobimi yapar gibiyim. Tabii, o kulaklığı taktığınızda biraz daha farklı bir durum oluyor. Hataya yer olmayan bir kısımdasınız. O kulaklığı taktığımda kendime, ‘Evet, gerçekten maçı anlatıyorum. Artık dikkat etmeliyim ve hata yapmamalıyım’ şeklinde uyarılarım oluyor. Maç esnasında iyi haber de alabilirsin, kötü haber de alabilirsin. O yüzden 90 dakika boyunca telefonuma da odaklanmam. Maça kendi aracımla gidiyorsam mutlaka son ses müzik dinleyerek giderim. Hatta son ses şarkımı da söylerim. Şarkı söylerken dudak egzersizleri de yaparım. Bu şekilde kendimi motive etmeye çalışır, maça kendimi öyle hazırlarım” ifadelerini kullandı. 

“ARAŞTIRMACI OLMALIYIZ”

Spikerlikte araştırmacı olmanın önemine de değinen Elif Ünal, “Günümüzde bazı meslektaşlarımın işlerini gerçekten tam anlamıyla yaptıklarını düşünmüyorum. Ekran önünde biraz daha araştırmacı olmalıyız. Tek bir spor dalı üzerinden, ‘Ben bu işi yaparım. Tamam oldum’ dememeliler. Spor sunuculuğu ve spikerliği bambaşka. Her spor dalı hakkında bilgi sahibi olmalıyız. Bir canlı yayında, ‘Hadi şuraya bağlanıyoruz’ dendiğinde, o konu hakkında bilgi sahibi olmalıyız ki ekran önünde küçük düşmeyelim. Hangi meslek grubunda olursanız olun araştırmacı olmanız gerekiyor. Yayında, herkes gibi klasik bilgileri paylaşmak değil de bilinmeyenleri paylaşmak sizi birçok meslektaşınızdan ön plana çıkarır. Ben yayına en az 2-3 sayfa yazı hazırlayıp öyle çıkıyorum. Her zaman hazırlıklı olsunlar. Maalesef, Türkçemizi de çok doğru ya da akıcı konuşmuyoruz. Bu işle ilgilenmek isteyenler, kitap ve ilaç prospektüsü okusun ama bunları sesli bir şekilde okusun” diye konuştu. 

“SPİKERLİK, AYAĞA DÜŞECEK BİR MESLEK DEĞİL”

Spikerlik yapmak isteyen kadınların mutlaka eğitim alması gerektiğine de vurgu yapan genç spiker, “Kadınlarımızın maalesef çekindiği nokta;  ülkemizde kadın sesine alışık olmamaları ve belki de tepki görecek olmaları. Bizler çoğu erkek sunucu ya da spikerlere göre çok daha donanımlıyız. Ben övgü de aldım, yer yer tepki de gördüm ama pes etmedim. Çünkü bu mesleği gerçekten istiyorsanız eleştiriye açık olmak zorundasınız. Evet, bu işi isteyenler var ama bu işin bir de yetenek kısmı var. Mutlaka bir eğitimden geçsinler ve bu mesleği gerçekten istiyorlarsa üstüne düşsünler. Ülkemizde özellikle ‘Spor, kadınlar üzerinden çok tutuluyor ve izleniyor’ olarak düşünmesinler. Sporu gerçekten seviyorlarsa bu mesleği yapsınlar. Bu işi, şu anda popüler olduğu için ‘Sosyal medyada gündemde olayım, takipçim artsın’ diye düşünenler de var. Bu düşüncede olanlar, bu mesleğe adım atmasın. Çünkü o kadar ayağa düşecek bir meslek değil” açıklamasında bulundu. 

“ELİF ÜNAL OLARAK VAR OLUP KENDİMİN ÖRNEK ALINMASINI İSTERİM”

“Bizim düzenimizde bir savaş söz konusu” diyen Elif, “Medyada ‘Şu kişiyi örnek alıyorum’ diyemem. Baktığımız zaman birçok kişi örnek alınabilir ama ben o kişilerin kariyerine bakıyorum, ‘Ben de o adımları atabilirim’ diyorum. Bu meslekte, ‘Elif de şunu örnek almış’ değil de Elif Ünal olarak var olup kendimin örnek alınmasını isterim. Bu, kendim için övgü değil. Yaptığım işin kolay olmadığını biliyorum. Birçok rakibim olduğunu biliyorum. Rakip diyorum çünkü maalesef bizim düzenimizde bir savaş söz konusu. Her ne kadar yüzünüze gülseler de arkadan konuşmalar da mutlaka var. O yüzden dikkatli de olmak gerekiyor” şeklinde konuştu. 

“BU MESLEKTE, ‘BEN OLDUM!’ DİYORSANIZ HİÇBİR ŞEYSİNİZDİR”

2020 yılında vefat eden Eski TRT Başspikeri Cihangir Göker’in ders niteliğinde olan sözüne de değinen Ünal, şunları söyledi: 

“TRT spikerlerinden Cihangir Göker’den de eğitim almıştım. Ders aldığım dönemde kendisi, ‘Ben 74 yaşındayım ama bu meslekte asla oldum demedim’ dedi. Bu mesleğe adım atacaklara önerim; asla ‘Oldum!’ demesinler. Ben hala olmadım mesela. Benim de kendimi geliştireceğim çok şey var. Her zaman yüzde yüzlük performansımız olmayacak. Bu da nasıl geliştirilebilir? İşte, ‘Ben asla olmadım!’ diyerek. Eğer bu meslekte, ‘Ben oldum!’ diyorsanız  hiçbir şeysinizdir. Ama ‘Evet, benim daha öğreneceğim, gelişeceğim çok şey var’ diyorsanız yolunuz uzundur.”

“BİRÇOK SPOR DALINDA ADIMDAN SÖZ ETTİRMEK İSTİYORUM”

Son olarak kariyer planından da bahseden Elif Ünal, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kariyer planım, Ankara’da TRT’de çalışmak. TRT’de çalışıp 1’inci Lig maçlarını anlatmayı çok isterim. Kariyerimde, TRT’de futbol maçı anlatmak neden olmasın? Aslında sadece futbol değil, TRT Spor Yıldız’da birçok spor dalının anlatımını yapıyorlar. Ben de birçok spor dalında adımdan söz ettirmek istiyorum. Buna cesaretim de var. Bunun yanında, TRT’deki spikerlerden yeniden eğitim almak istiyorum. İlk olarak futbol diyorum. Çünkü futbolun benim için önemi büyük. Aynı zamanda babamdan bir miras gibi de görüyorum. Ardından diğer spor dallarını da anlatmak isterim. Tabii ki, Şampiyonlar Ligi maçı anlatma hedefim de var. Bu çok uç bir hayal ama bu da neden olmasın?”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Diğer Haberlere Göz Atın

Kadınların Spordaki Başarısının Psikolojik Boyutu

Spor her ne kadar dışarıdan bakıldığında fiziksel yapılan bir eylem olarak gözükse…

‘Erkeklerle antrenman yapmaktan çok keyif aldım, her defasında ‘atamayacaksın’ dedikleri golleri atmak benim çok hoşuma gidiyor’

Türkiye’de buz hokeyi geri planda kalan bir spor olsa da kendi çabaları…

Yeni Başlangıçların Sonu Olmayan Heyecanını Taşıyan Sporcu: Emine Sargın

Emine Sargın, istekleriyle yüzleşme cesaretine sahip bir kadın. Tutkularının, hayatta onu mutlu…