Meryem Kılınç Gündoğdu: “Koşu Tutkumu Hiç Kaybetmedim”

-

Meryem Kılınç Gündoğdu, Türkiye’de uzun mesafe koşusunda çok büyük başarılara imza atmış, parkur rekorları kırmış bir sporcu. Fakat hem ulusal hem de uluslararası arenada elde edilen bu başarılar ana akım medyanın görmezden geldiği bir konu olmuş. PTT Spor Kulübü sporcusu olan Gündoğdu ile tüm bu başarılarını konuştuk.

Meryem Kılınç Gündoğdu 9 yaşında koşmaya başlamış ve 13 yaşında profesyonel bir sporcu olmuş. O zamanlar 800-1500 metrelerde koşan Gündoğdu 6 yıllık profesyonel kariyerini yaşadığı sakatlık nedeniyle noktalamak durumunda kalmış. Fakat koşma aşkı hiç bitmemiş. Profesyonel olmasa da keyif amaçlı koşmayı sürdürmüş. Sonrasında ise ultra maratonu koşucusu olarak geri dönmüş.

Uzun mesafe koşusuna nasıl başladınız?

Üniversiteyi bitirip, evlendikten sonra Ankara’ya tayinimiz çıktı. Tabi ben o süreçte tekrar sağlık için koşmaya başladım. Ankara’da bir koşu grubuyla tanıştım. Amacım farklılık olması biraz sosyalleşmek istememdi. Sonuçta iki çocuğum vardı monoton hayat bana göre değildi. Ev okul, ev okul olarak hayatım sürüyordu o beni sıkmaya başlamıştı. Ben de değişiklik arıyordum ve istediğim bir koşu grubunu bulmuştum. Arkadaşlarla birlikte o koşu gruplarına katıldık. Onlarla birlikte koşarken oradaki arkadaşlar benim çok iyi koştuğumu neden yarışlara girmediğimi soruyorlardı. Ben de bu yaştan sonra gereksiz olduğunu düşünüyordum. O zaman 31 yaşındaydım. Ama onlar bir şekilde benim aklımı çelip yarışmamı sağladılar. İyi ki de sağlamışlar. İlk yarışımda birinci olmuştum. ilk defa ultra-maratonla koşmuştum. Ben piste koşmaya alışıktım. Daha kısa mesafeler koşuyordum 800- 1500 metre koşarken bir anda maratondan fazla bir mesafade yarışmak ve dağda koşmak zordu benim için. Ama hep bir koşu tutkum vardı. Onun sayesinde de birinci olmuştum. Daha sonra birinci olunca tabi ki bunun devamı geliyor. Zevk almıştım. Arkadaşlarımla birlikte koşmaktan daha çok mutlu oluyordum. Hayatıma renk girmişti. Ama bir taraftan da benim bir ev sorumluluğum var, benim çocuklarım var onların eğitimleri var, ‘ben bunları ihmal etmeden nasıl yapabilirim, en iyi nasıl götürebilirim, yarışmaları nasıl katılabilirim’ diye düşünüyordum. Benim tek yapabileceğim onları ihmal etmeden sabahın daha erken saatinde kalkıp elimden geldiğince antrenman yapmaktı. Bir de alt yapım olduğu için çok çok zorlanmıyordum. Bir de çok geç saatlere kadar oturup da geç saatte yatıp da geç uyanan biri olmadığım için o beni çok zorlamıyordu. Çocukları  ve evi ihmal etmeden sabahları en geç 4’te uyanıp antrenmanımı yaptım. 6 yıldır bu şekilde devam ediyor.

Gündoğdu şu ana kadar birçok başarı elde etmiş. Kapadokya Ultra-Trail’de 60K parkurunda genel klasman birinciliğinin yanı sıra parkur rekoru kurmuş. İstanbul Maraton’unda Türklerde genel klasmanı birinciliği elde etmiş. Yine Kapadokya’da 38K yarışında birincilik ve parkur rekoru kırmış. Almanya Münster Maratonu’nda da 2:44 ile kendi en iyi derecesini elde ederek Olimpik kadro barajını geçmiş.

Siz bu sene Kapadokya maratonda  ve sanırım Bodrum yarı maratonunda birinci oldunuz. İki yarışı da Ekim’de koştunuz. Üst üste böylesi bir yarış koşup hem de birinci olmak bana inanılmaz geliyor. Vücudun kısa sürede yenilenmesi ve tekrar yeni bir yarışa hazır olması için neler yapıyorsunuz?

Eylül’de de yine 9 Eylül İzmir Maratonu vardı orda da kadınlar genel klasmanda 3.cülüğüm var. Birinci yabancıydı. Türklerde ikinci olmuştum. Benim özel olarak bir fizyoterapistim veya bir masörüm yok. Özel olarak toparlanmak için inanın özel yaptığım hiçbir şey yok. Evde sadece kendi masaj aletim var onunla vakit buldukça yapabiliyorum. Onun dışında yaptığım bir şey yok.

Antrenman programınız nasıl? Aynı zamanda öğretmensiniz. Okul ile antrenman programınızı nasıl dengeliyorsunuz?

Dediğim gibi bunları ihmal etmeden sabah çok erken saatte yapıyorum. Haftanın bir-iki günü yapmak zorundayım. Bazı dönemler bunu çift antrenman olarak yapıyorum. Sabah erken saatte yaptığım için okulumu çok etkilemiyor. Hemen eve geliyorum çocuklarımın gerekli hazırlığı yapılıyor. Bunların hepsi benim kafamda planlı. Çift antrenman yaptığım zamanlarda ders çıkışından sonra yapıyorum. Bazen hava iyiyse çocuklar parkta oynarken de ben biraz koşuyorum. Programlarımı ben kendim ayarlıyorum. 1 yıl öncesine kadar bir antrenörüm vardı. O da sırf beni motive etmesi için.. Ben motive olayım diye bir antrenörle çalışıyordum. Çünkü kendim de ayrıca antrenörüm. Evet öğretmenim, beden eğitimi öğretmeni ama ayrıca antrenörlük belgesini de aldım.

Herhangi bir sponsor desteğiniz var mı?

Maalesef. Kulübüm haricinde hiçbir sponsor desteğim yok. Çok uğraşlar verdim. Görüştüğüm yerler oldu. Hatta bunu intagram’da da dile getirdim. Ya kabul edilmedim ya da oyalandım. Bekletildim. Ama sonuç hep olumsuz.

Peki bu spor dalına sponsorlar tamamen kapalı mı?

Hayır aslında sponsor desteği var bu alanda ama bana olmuyor bilmiyorum bu kadar başarım olmasına rağmen dile getiriyorum ama olmuyorlar. Bu iş biraz ikili ilişkilere bakıyor.

Maratonda yaşın ilerlemesi bir avantaj mı? Dayanıklılık gerektiren sporlarda her geçen sene bir avantaja dönüşüyor gibi hissediyorum. Öyle mi?

Zaten ultra maraton ya da maratona daha ileri bir yaşta başlarsın, küçük yaşta başladığın zaman vücut daha çabuk yıpranıyor. Maratonu 39 yaşına kadar performans olarak çok güzel devam ettirebilirsin. Bilimsel olarak 39 yaşından sonra biraz ister istemez zamanla her yıl performansın az da olsa düşüyormuş. Ama bende şöyle gerçekleşti, belki yoğunluğum daha da arttığı için de olabilir 36’dan sonra her sene bir öncekini aratıyor.

Performansınıza bakınca pek öyle durmuyor..

Bunun bence tek açıklaması var koşu tutkusu başka bir şey değil. Bizimki koşu sevdası koşu tutkusu.

Bunu da merak ediyorum aslında. Çok zor bir sporu yapıyorsunuz. Bunun yanı sıra farklı bir kariyeriniz de var. Sponsor desteğiniz de yok. Sizi motive eden bu sporda tutan şey nedir?

Koşu tutkusu işte koşu sevdası. Tutku aşk. Tek sebebi tek açıklaması bu.

Hedefleriniz neler?

Şöyle söyleyeyim. Maratonda benim en iyi sürem 2:44, bunu 2:40’ın altına düşürmek istiyorum. Zaten Türkler’de birinci olmak istiyorum diyemiyorum çünkü zaten onu gerçekleştirdim. Bunu yeni gerçekleştirdiğim için tekrardan istiyorum diyemem. Kadınlar genel klasmanında dereceler yapmak isterim diyemem çünkü Afrikalı sporcuların fizik olarak ve bazı konularda şartlar olarak bizden avantajlılar. Ama Berlin maratonunda koşup o kendi en iyi derecemi orada gerçekleştirip yaş grubunda kürsüye çıkmak isterim. Bunu da birisi sponsor olursa gerçekleştirebilirim. Ben şu anda kendi şartlarımla Berlin maratonuna gidemem. Dediğim gibi sponsor bulabilirsem o şekilde gidebilirim.

Umarım bu hedefinizi başarabilirsiniz. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Sadece şunu söyleyebilirim. Kadınlar gerçekten isterse her şey başarabilir. Yeter ki kadın istesin. Benim söyleyeceklerim bu kadar.

İrem Sarıkulak
Kurucu-Editör

Taze taze...

Avustralya Açık’ta 8. Gün: Collins, Cornet, Swiatek, Kanepi Çeyrek Finalde

Avustralya Açık Tenis Turnuvası'nın 8. gününde son 16 turu maçları tamamladı ve çeyrek finalistler belli oldu. Tek kadınlarda 8. günde...

Kadın ve Erkeğin Birlikte Mücadele Verdiği Tek Takım Sporu: Korfbol

Kadın ile erkeğin birlikte mücadele verdiği tek bir takım sporu var, o da korfbol. İlk olarak 1902 yılında Hollanda'da...

Muay Thai Antrenörü Sporcusunu Tacize Maruz Bıraktı

Pars Muay Thai Spor Kulübü Öğrencisi Sueda I. antrenörü Özer Yayla tarafından tacize maruz bırakıldığı için şikayetçi oldu. Sueda...

Avustralya Açık’ta 7. Gün: Keys, Krejcikova, Pegula ve Barty Çeyrek Finalde

Avustralya Açık 7. gününde ilk çeyrek finalistler belli oldu. Turnuvada gün Keys-Badosa maçıyla başladı. Keys, iyi bir performans ile...

Avustralya Açık’ta 6. Gün: Son 16 Eşleşmeleri Belli Oldu

Avustralya Açık'ın 4. tur maçları tamamlandı ve son 16 eşleşmeleri belli oldu. Turnuvanın 6. günü etkileyici maçlara sahne oldu....

Avustralya Açık’ta 5. Gün: Azarenka, Badosa, Barty Turladı, Osaka Elendi

Avustralya Açık'ın 5. gününde Azarenka ve Barty sorun yaşamazken Osaka ise turnuvaya veda etti. Günün en dikkat çekici eşleşmelerinden...

İlginiziÇEKEBİLİR