“Merhabalar. Ben Özlem Kahveci. Futboldan hiç anlamıyorum. Ama içimde durdurulamaz bir futbol hakkında konuşma arzusu var.”

Bu sözler Özlem’e ait.

Özlem Kahveci, Galatasaray Üniversitesi Medya ve İletişim Çalışmaları bölümünde yüksek lisans öğrencisi ve “Futboldan Hiç Anlamam” isimli bir podcast programı yapıyor.

“Ya futboldan hiç anlamayan biri futbol konuşmayı dilerse?” diye soran Özlem, futbol hakkında merak ettiklerini futbolu takip eden, futbol hakkında konuşan arkadaşlarına soruyor, onlarla futbol konuşuyor. Ayrıca maçlara gidiyor, bahis oynamayı deniyor, futbol kitapları okuyor. (Henüz derbiye gitmemiş 🙂 )

“Futboldan Hiç Anlamam” podcasti, tam olarak futboldan hiç anlamayanlar için aslında ya da temel bilgilerini tazelemek isteyenler için “naif bir 101 podcasti” diyebiliriz.

Özlem’in amacı, futbol bilmeyen biri sonradan öğrenebilir mi ona bakmak.

Bakalım sonradan oluyor muymuş? “Futboldan Hiç Anlamam”ı Özlem Kahveci ile konuştuk.

Esprili bir “meydan okuma”

“Futboldan Hiç Anlamam” podcastini Özlem, “esprili bir meydan okuma” olarak tanımlıyor ve nasıl bir ‘meraktan’ ortaya çıktığını şöyle anlatıyor:

“İnsanların (özellikle kadınların) “öğrenemeyeceği’ şeylerin nasıl öğrenileceğine dair bir merak duyuyorum. Mesela sinemada kadın görüntü yönetmeni çok azdır ve kadınların kamera kullanamayacağı iddia edilir. Zamanında kameranın ağır olmasından dolayı bunu iddia ediyorlarmış, şimdilerde ise daha teknik bir iş olduğu için. Futbol da biraz teknik bir iş olarak düşünülüyor, dolayısıyla genelde kadınların bundan anlamayacağı ve öğrenmesinin zor olacağına dair bir algı var. 

“Ama bu ‘homososyal’ dediğiniz alanlar, bize zamanında ‘sosyalleşme’ alanı olarak kapalı bölgeler olduğu için, bilgisini de sonradan edinmemiz gerekiyor. Çünkü içine doğmuyoruz ya da yapamayacağımızı düşünüyoruz. Kamera kullanmayı öğrenmeye başlamak da biraz böyle oldu benim için, bir ödev çekerek başlamıştım. Yani aslında ti’ye alarak, sonradan öğreniliyor mu hadi bakalım gibi küçük bir meydan okumayla yola çıktım. Ama esprili bir meydan okuma.”

Özlem’in “Sonradan öğrenilebiliyor mu?” merakı, bu podcast kaydı için biraz itici güç olmuş diyebiliriz. Böylelikle sese dönüşen bir futbol öğrenme hikâyesi, biz dinleyicilerle buluşmuş oldu. Şu ana kadar da tanıtım bölümüyle birlikte 8 bölüm yayınlandı.

İnce hikayeleri anlatabilmek için “futbol”

Futboldan Hiç Anlamam’ın, futbolun endüstriyelleşmesi ve Türkiye’deki sporun günümüzdeki durumu yüzünden “acı çeken küçük insanların küçük hikayelerini” anlatma ihtiyacı ile ortaya çıktığını söylüyor Özlem:

“Küçükken görece kötü denebilecek bir ilkokuldan mezun oldum ve o dönemde arkadaşlarımın çoğu ‘sokağa entegre olmasınlar, kötü alışkanlıklar edinmesinler’ diye belli branşlarda sporlara yönlendirildiler. Orduspor’un altyapısında oynayan arkadaşlarım da oldu. Ama sonra Orduspor battı. Şu an o arkadaşlarım, şu an Türkiye’deki sporun durumu yüzünden, sporun aşırı endüstriyelleşmesi ya da kurallı spor yerine fitness gibi sporların doğuşundan ötürü tekrar spordan uzak kaldılar. Ve ben onların hikayelerini anlatmak istiyorum açıkçası. Arkadaşlarımı merkeze alarak, onların hikayelerini anlatmaya çalışıyorum.”

Özlem, kavram olarak üzerine konuştuğumuz “futbolun” bir performans sahası olduğu görüşünde. Bir şekilde “erkekliğin” daha fazla olmak üzere, sporcu kimliklerin söz konusu olduğu ve oyunun kendisinin “performe” edilmesinden bahsediyor:

“Dolayısıyla, futbola dair eski tanımlamalar bana old-school gibi geliyor artık ve futbola karşı eski bir bakış açısıymış gibi de bir yandan. Havuz kenarında yarışmayı izlerken örgü ören yüzücü örneğin. Mesela bu hikaye çok güzel bir şekilde yankı buldu. Aslında toplum buna çok hazırmış. Futbolu ya da diğer branşları daha toplumsal cinsiyete duyarlı bir analizle ele alırsak, mücadele edilen diğer özgürlük alanları için de iyi bir şey olur bu. Futbol, böyle ince hikayeleri anlatabilmek için çok güzel bir alan aslında, ben öyle düşünüyorum.”

“Futbol benim için bir araç”

Futbol, Özlem için girmeye cesaret edemediği alanlara girmek için bir araç aslında:

“Podcasti dinleyen biri, bölümlerce akan bir hikayenin içindeymiş gibi hissetsin istiyorum ve belgeselvari de olsun istiyorum. Bunun da sebebi şu; bir insan elinde kamerayla bir kayıt alırsa, kişinin girmekte zorlandığı alanlar için kamera o kişiye belli bir güven sağlar, bir kalkan olur. Kameranın sunduğu güvenli bir alan gibi görüyorum yaptığım bu podcasti de. Daha önce girmeye cesaret edemediğim (daha kamusal alanlar, küçük mikro evrenler, barbar erkekler, sokak futbolu oynayan erkekler gibi gibi) alanlara girmek için futbolu kullanıyorum ben. Bir nevi ‘farklı erkeklikleri’ gezmek için, futbolu kullanıyorum. Daha önce girmeye cesaret edemediğim ortamlara futbol ile giriyorum. Dolayısıyla benim için bir araç futbol.”

Podcastinde “özne” olarak arkadaşlarıyla konuşan Özlem’e kayıt deneyimlerini soruyorum:

“Arkadaş kıstası benim elimi kolaylaştıran bir şey. Çünkü onlara rahatça sorularımı sorabiliyorum. Futbol deyip geçmemek lazım, ben öyle yapıyorum: Bu çok küçük bir çocukluk anısı da olabilir. Mesela küçükken babasıyla maça gitmiştir ama şu an kötü bir ilişkileri vardır vs. Benim gözlemlerimden biri şu oldu; insanlar kendi hayatlarını ve hayattaki bireysel deneyimlerini çok fazla küçümsüyorlar. Kayıt yaptığım arkadaşlarımdan biri mesela; profesyonelliğe geçmeden önce imza atacakken kulübü bir anda batıyor ve arkadaşım kendini suçladı bunun için. ‘Ben daha iyi bir futbolcu olsaydım bir şekilde transfer olurdum’ deyip futbola küsmüş. Ya da kendi gazetecilik deneyimini küçümsüyor bir arkadaşım, spor medyası içerisinde karşılaştığı zorluklardan ötürü. Aslında bu biricik hikayelerimizin, ne kadar sosyolojik, hepimizi etkileyen toplumsal olaylar olduğunu unutuyoruz. Futbolun sokaktan halı sahalara geçişinin yarattığı bir toplumsal travma var. Ve bunu kendi özel hayatlarımızda küçümsüyoruz. Ama bu dalga dalga yayılan ve hepimizi etkilemiş olan biricik hikayeler bir anda bütün yılların temsili olabiliyor.”

“Futbolu seven insanlar, basına yansıdığından daha farklı”

Özlem, Futboldan Hiç Anlamam’a dair aldığı tepkileri ise şöyle anlatıyor:

“Birincisi, futbolu tamamen bilmez değilmişim. Zaten böyle bir futbol yapısı olan ülkede futbolu hiç bilmemek imkansız. Bunu insanlarla konuştukça fark ediyorum. Ben futbolun iletişimine, sosyolojisine, antropolojisine yakın konulara daha çok merak salıyordum. Mesela X takımda kimler var bilgisine hakim değilim. Ve sadece benim gibi insanlar takip eder ve dinler sanıyordum ama öyle değilmiş. Çünkü futbolu seven insanlar, aslında basına yansıdığından daha farklı. Ve futbolu seven insanlar, daha çok kadın futbol konuşsun, futbol kamuoyu içerisinde daha fazla fikirlerini söylesinler, futbolun sorunları tartışılsın ve birlikte çözelim diyorlar ve çok istiyorlar.. Futbolun “korktuğumuz erkekliğin” elinden alınmasını çok istiyorlar. Dolayısıyla severek dinleniyor. 

“İkincisi; benim çevremde, bana dair olan bir yargının kırılmasına fayda sağladı. Profesyonel olarak daha duygusal içerikler üretir, teknik becerileri daha zayıftır gibi bakış açıları varmış insanların, onlar kırıldı. Birçok kadın-erkek, artık kolaylıkla ‘Özlem yapabilir’ diyor. Bu podcastten önce, daha azdı bu geri bildirimler. O vitrini kendine oluşturmak bir noktada önemliymiş, böyle bir faydası oldu benim için.”

Futbol aslında bir “arayüz”

“Üçüncüsü; podcastle hiç alakası olmayan kadınların da hoşuna gidiyor. Benim aklımdaki hedef kitle de oydu aslında, hala daha çok erkekler dinliyor ama kadınlara da ulaşıyorum.”

NewsLabTurkey desteğiyle hazırlanan podcast serisinde Özlem, kendisinden ortalama bir futbol izleyicisi yaratmayı düşünüyor, “Bu süreçte futbol öğrenip futbol konuşabiliyor olmayı umuyorum” diyerek şöyle devam ediyor:

“Ana akım futbolunun iddia ettiği şekilde hiçbir zaman futbol bilemeyeceğim. Çünkü o belli bir ‘erklik’ ve ‘toksik’ bir bilme şekli gerektiriyor. Mizacım ve duyarlılığım öyle bir bilme gereksinimi istemeyecek. Ama bundan farklı olarak, ben okuyorum. Mesela küreselleşme politikaları futbola ne yapmış konusunda derinleşmek için okuyorum. Okudukça da öğreniyorum. Bilmenin farklı bir türünde öğreniyorum ben. Dolayısıyla ortalama bir futbol izleyicisiyim diyebiliriz. Futbol birçok şeyin temsili bana göre. Yolsuzluğu, iktidar üstünden değil kulüpler üstünden konuşabiliyor insanlar. Futbol, bir arayüz sağlayabiliyor. Öyle konuları tartışabilmek için öğrenilecek bir dil, herkes bilse fena olmaz bence.”

Futboldan Hiç Anlamam’ı buradan dinleyebilirsiniz. Sosyal medya adresine ise buradan ulaşabilirsiniz. Özlem’in dediği gibi; “Öğrenilecek bir dil, herkes bilse fena olmaz bence.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Diğer Haberlere Göz Atın

Yeni Başlangıçların Sonu Olmayan Heyecanını Taşıyan Sporcu: Emine Sargın

Emine Sargın, istekleriyle yüzleşme cesaretine sahip bir kadın. Tutkularının, hayatta onu mutlu…

Merve Tuncel’in Hedefi Olimpiyat Kotası

Türkiye son yıllarda yüzmede çok başarılı genç sporcular çıkarmayı başardı. Merve Tuncel…

Manş Denizi’ni Yüzerek Aşan Deniz Kayadelen: ‘Kendimi Fransa kıyısında gördüm’

Su soğuk mu? Kaç saat yüzecek? Karanlıkta mı girecek denize? Ya saatlerce…

Busenaz Sürmeneli: ‘Şampiyon Bir Sporcu Olarak Anılmak İstiyorum’

Türkiye son yıllarda, gelecekte büyük işler vadeden çok fazla genç boksörler çıkarmayı…