Sayısız maçlar, sayısız madalya, dünya şampiyonluğu… Altı yaşında başladığı karate kariyerinde 2007 Dünya Karate Şampiyonası’nda Türkiye’yi temsil ederek birincilik kazanan Zeynep Yazıcı, şimdi Boğaziçi Üniversitesi’nde Temel Eğitim okuyor. 18 yaşında karateyi bırakan milli sporcu, hareketi yaşamından hiçbir zaman eksik etmemiş. Yüzmeden boksa birçok farklı alanda kendini geliştiren Yazıcı ile profesyonel anlamda karateye devam etmeme kararını, karatenin mevcut kariyer planına etkilerini ve kadın karateci olmayı konuştuk.

Karateye çok genç yaşta başlamışsın. Bunun için seni kim yönlendirdi? 

Gittiğim ilkokulda karate ve folklör olmak üzere bizlere imkanlar sunulmuştu. Önce ablam için hangisini değerlendirmek istediğini sormuşlardı. Annem de karateye gitmesini istedi. Ablam başlayınca ben de birkaç kez onu izlemeye gittim. Bu ziyaretlerde hocamız benim de başlamamı önerdi, o şekilde başlamış oldum. Folklör ilgimizi çekmediği için karateye yöneldik.

Ailende ablanla senden başka sporla uğraşan var mı?

Annem bir dönem pilates ve fitness eğitmenliği yaptı. Babam da gençliğinde dağcılık ve kung-fu yapmış. Genel olarak sporla ilgili bir aileyiz.

Karate yaptığın süreç boyunca birçok başarı elde ettin, ulusal ve uluslararası çapta birçok madalya kazandın. Ülkemizi temsil edip Polonya’da şampiyon bile oldun. Bu süreç nasıldı senin için? Fiziksel ve psikolojik olarak sana neler ifade ediyordu?

Karate yaptığım süreç çocukluğumda özgüven kazanmamı, sosyal becerilerimi geliştirmemi ve utangaçlığımı atmamı sağladı. Çok farklı arkadaşlar edindim, onlarla birçok kez yolculuk yaptık karate için. Maçlara gittiğimden birçok şehir gezdim. Karate süreci fiziksel anlamda her zaman daha esnek ve atletik olmamı sağladı. Psikolojik anlamdaysa bana oldukça özgüven kattı. Polonya’ya gittiğimde yaşım çok büyük değildi, ilkokul üçüncü sınıftaydım. Üçüncü sınıftaki bir çocuğun dünya şampiyonluğunu kazanması çok büyük bir başarıydı ve yaşıtlarıma baktığımda çok daha farklı şeyler yaptığımı görüyordum. 

Çok zorlandığım, sürekli bırakmak istediğim bir dönem oldu. Bu dönemde bırakmama ailem engel oldu diyebilirim. Devam etmemi istediler. İyi ki bırakmamışım o dönemde. Bu başarıları elde etmiş olmak bana çok şey katıyor.

Karate yapmanın günlük hayatında ve kişisel gelişiminde nasıl etkilerini gördün?

Karate bir Asya sporu olduğu için hayatıma disiplin kattı. Girdiğim ortamın gerekliliklerine, adab-ı muaşerete daha çok önem vermemi sağladı. Tatmin hissini, bir arada yaşayıp takım olmayı ve saygıyı karateyle öğrendim. Ayrıca, dikkat dağınıklığının yaygınlaştığı günümüzde, sporun bunu engellediğini düşünüyorum. Bu konudan mustarip olanlara sporu öneriyorum. Sosyal anksiyeteniz varsa sporun buna çok faydalı olduğunu biliyorum.

‘Karate tahta kırmadan ibaret değil’

Kadın kimliğin sebebiyle karate yaparken belirli olumsuz kalıp yargılarla mücadele etmen gerekti mi? Karate yapan bir kadın olmak nasıl bir deneyimdi?

Karate sporu hep erkeksi, sert, dövüş odaklı görülüyor toplumda. Ancak karate yalnızca erkeklerin yaptığı sert bir spor değil. Filmlerde sadece tahta kırma, beton kırma gibi sahneleri gördüğümüz için önyargılı davranabiliyoruz. Bu nedenle insanlara bir kadın olarak karateci olduğumu söylediğimde hoş olmayan tepkiler alabiliyorum. “Beni dövebilir misin?” gibi cümleleri birçok insandan duyuyorum, artık alıştım tabii. Sokakta yürürken kendimi savunabileceğimi bilmek bana çok özgüven katıyor. Korkmadan, daha rahat yürüyebiliyorum bir savunma sporunda kendimi geliştirdiğim için. Aktif karate yaptığım dönemde, antrenmandan geç saatte çıkıyordum ve spor salonum “tehlikeli” denilebilecek bir semtteydi. Buna rağmen hiçbir şekilde tedirgin olmuyordum. Bu yüzden kadınlara korkusuzluk kattığını düşünüyorum karate sporunun. Bütün kadınlara ve kız çocuklarına güvenlik açısından da öz savunma sporlarını öneriyorum, üzücü bir gerçek olsa da. Ayrıca insanların “Kadınlar karate yapamaz” algısının kırılmasına aracı olduğum için de mutluyum.

Akademik başarı senin için ne kadar önemliydi? Okul-spor dengesini nasıl sağladın? 

Akademik başarıyı her zaman çok önemsedim. Profesyonel olarak karate yaptığım için birçok özel okul burs verdi, o zamanlar asla parasını veremeyeceğimiz okullarda okudum. O okullarda edindiğim bilgiler, yabancı dil becerileri hayatım boyunca bana katkı sağladı. Ancak bu dengeyi sağlamak çok zordu. Okulun akademik başarı beklentisi çok fazlaydı ancak profesyonel sporcu olduğum için sporu da aksatmamam gerekiyordu. Spor kampları oluyordu, yaklaşık bir hafta orada antrenman yapmamız gerekiyordu. O dönemlerde sınavlarım olabiliyordu. Okul yönetimi bu durumu bildiği için bana o konuda yardımcı oluyorlardı. Döndüğümde sınava giriyordum. Günlük rutinim “okula git, akşam eve gel, yemek ye, antrenmana git, antrenmandan geç gelsen de hemen ödevini yap ve uyu” şeklindeydi. Genel olarak yoğun ve zor bir hayatım vardı ama lise son sınıfa kadar dengeyi korumayı başardım. 

Farklı Alanlara Yolculuk

Karatede profesyonel olarak birçok başarı elde ettin ancak bir noktada bu spora devam etmedin. Bu kararı almandaki etkenler nelerdi?

Lise biterken akademi ve spor arasında seçim yapmam gerekiyordu. Genelde milli sporcular bu dönemde spor akademisini tercih ederler, sınavsız geçiş hakkı vardır. Ben lisedeyken özel eğitim öğretmenliği okuyordum ve o mesleği çok sevmiştim. Bu nedenle öğretmen olmak istediğime karar verdim. Böylece karateye noktayı koydum ve kendimi geliştireceğim farklı alanlar yaratmak istedim. Bunu bırakmak elbette çok zordu, 11 senelik bir emek ve birikim var ortada. 

18 yaşına kadar karateye devam etmişsin. Bu süreçte spor alanında kariyer yapmayı düşündün mü? Şimdiden sonra karateyle ilgili bir şey yapmak ister misin, dönüş mümkün mü?

Karatede ikinci “dan” (Karatede bir seviye) siyah kuşağa kadar gelmiştim, gittiğim spor salonunda eğitmenlik yapıyordum. Dolayısıyla spor alanında kariyer düşündüm. Sporcu olarak dönüş yapmak istemem, zaten sporculuk sürekli aktif çalışma istiyor. Yıllardır aktif değilim, bu süreçten sonra dönmek pek mümkün gözükmüyor çünkü rakiplerim bu süreçte sürekli çalıştılar. Toparlamak istersem yoğun bir hazırlık sürecine girebilirim ama bu konuda çok da motivasyonum yok açıkçası. Şu an öyle bir gündemim yok ancak karatede belirli bir başarı elde ettiğinizde istediğiniz zaman bu alanda çalışabiliyorsunuz. Günün birinde tekrar karate eğitmenliğine dönebilirim, neden olmasın.

‘Spor Yapmadığımda Moralim Bozuluyor’

Başka bir spor dalında ilerlemeyi düşünüyor musun?

İlerlemeyi düşündüğüm belirli bir spor dalı yok ancak hayatımdan sporu asla çıkaramayacağımı biliyorum. Altı yaşında başladım spora ve artık sporla bütünleştim. Spor yapmadığımda moralim bozuluyor, mutsuz oluyorum. Karate dışında farklı sporlar da yaptım. Yüzmeyle ve tekvandoyla uğraştım. Karateyi bıraktıktan sonra bir dönem boksa gittim. Pilates, fitness, yoga ve yüzmede aktif olarak spor yapmaya devam ediyorum. Beden hareketliliği zihnimi de canlı ve diri tutuyor.

Karate yaparken kazandığın becerilerle gelecekte yapmayı planladığın işler arasında nasıl bir iletişim var? Mesela öğretmenlik yaparsan bu becerilerden neleri aktarabilirsin?

Çocuklarla bireysel çalışırken hem eğitimci olarak çocuklara bir şeyler katmayı hem de sporcu kişiliğimle çocukların spor hayatlarını sürdürmelerini yardımcı olmayı istiyorum. Öğrencilerimin kendilerine uygun spor dalı seçmelerine ve spor hayatlarını planlamalarına yardımcı olabilirim. Hem eğitimci hem sporcu kişiliğimi birleştirerek kendime güzel bir kariyer rotası oluşturmayı düşünüyorum.

Ofisteki Dünya Şampiyonu

Sporla ilişkilenmek isteyen genç kadınlara neler önerirsin?

Ne kadar erken yaşlarda spora başlarsanız o kadar iyi. Spor yapmak boş ortamlardan, yanlış alışkanlıklardan ve dağınık hayattan sizi korur. Bir disiplininiz olur ve sağlığınıza dikkat ederseniz. Bu alanda kariyer yapmak da çok prestijli ve tavsiye edeceğim bir şey. 

Her spor herkese uygun değil, buna mutlaka dikkat edin. Kendinizi iyi hissettiğiniz sporu seçip oradan devam edebilirsiniz. Bu, insana bir amaç katar. Sporcu çevresi de edinir, genellikle sağlığına dikkat eden insanlarla arkadaşlık kurmuş olursunuz. Gençken yaptığınız sporun 10 yıl sonra bile faydasını görürsünüz, hem bedeninizde hem kariyerinizde. Şu an sporla tamamen alakasız bir şirkette çalışıyorum, oradakiler geçmişte milli sporcu olduğumu biliyor ve bu benim için her zaman bir kolaylık oldu. Ofise biri geldiğinde beni tanıtırken “Burada bir dünya şampiyonu var!” diyorlar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Diğer Haberlere Göz Atın

Engelleri Pedallayarak Aşan Bir Doğa Tutkunu: Gözde Sarıca 

Bisiklet, sadece spor yapmak için kullanılan bir araç mı? Genç bir sporcunun…

Sahanın Ardında Olan Kadın Antrenörlerin Eşit Katılım Sorunu Ve Göstermek Zorunda Olduğu Mücadeleler

Olimpiyatlara katılan kadın ve erkek sporcuların eşit katılım sorununu ele aldıktan sonra…

Seçim Demirel: “Sistem Kadınları Futbol Camiasında Barındırmak İstemiyor”

FIFA kokartlı eski bir futbol hakemi olan Seçim Demirel ile Türkiye’de ve…

Vegan Atlet Tuğba Güneş Tabuk: “Hayvanları sömürmeden doğru beslenmek mümkün”

Tuğba Güneş Tabuk, ödüllü bir maraton koşucusu. Üç Balkan Şampiyonluğu, iki Türkiye…