‘Türkiye’de Atletizme Değer Verilmediği İçin Sevgiyle Baktığınız Zaman Nasıl Bir Şey Olduğunu Anlayabiliyorsunuz’

-

Atletizmin en zorlu branşlarından biri kabul edilen 400 metre koşu dalında yarışan Yaren Açar, Türkiye ve Balkan şampiyonlukları elde etmiş ayrıca Türkiye rekoru da kırmayı başarmış ülke atletizmi için büyük umutlar vaat eden bir milli atlet. Sporculuğunun yanı sıra spor eğitmenliği de yapan Yaren Açar ile kariyerinin detaylarını konuştuk.

İlk olarak sizi tanıyarak başlamak istiyorum. Biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?

Ben milli sporcuyum. Yaklaşık 16. senemdeyim. Türkiye rekorum, Balkan şampiyonluklarım, Türkiye şampiyonluklarım da bulunmakta. En son Universiade’a gittim. Üniversite eğitimimi tamamladıktan sonra pilates, fitness sertifikasını alıp bu işe odaklandım. Hem sporumu hem de aynı zamanda da bu işimi yürütmeye çalışıyorum. Geniş kapsamda bir hayatım var.

Peki atletizme nasıl başladınız?

Benim ilkokulda okul müdürem vardı ve inanılmaz disiplinli biriydi, onun sayesinde başladım. Aslında okula bir eğitmen antrenör getirdi. O antrenör sayesinde bir yarışma yaptılar ve o yarışmayı da zorunlu hale getirdiler. Zorunlu olmasa herhalde başlamazdım diye düşünüyorum. Öyle olunca yarışmaya katılmak zorunda kaldım ve birinci oldum. O günden sonra başladı serüvenim ve hala devam ediyor diyebilirim. Yaklaşık işte 16 sene oldu. Baya küçükken ve yavaş yavaş büyüttüm işi.

Hangi ilde okudunuz?

İstanbul’daydım. Sonra üniversitemi Aydın’da Adnan Menderes’te okudum. Adnan Menderes’te okurken de antrenörüm İzmir’deydi. Aydın ve İzmir arasında birazcık mekik dokuyup hem okulumu okuyup hem de sporumu yaptım. Okulumu da 4 yıl içerisinde bitirdim. Aydın beden eğitimi öğretmenliği ve antrenörlük bölümünden mezun oldum. İzmir’deyim geçen sene İstanbul’a döndüm. Ailemin yanına İstanbul’a yerleştim. Burada hem çalışıp hem de sporumu yapıp bu yönde devam ediyorum.

‘Atletizm Vücuda Yapışıyor, İmkanı Yok Bırakamıyorsunuz’

Aslında biraz zorlu bir süreç de olmuş. Hem üniversite zamanınız hem de şimdi. Atletizm dışında farklı bir mesleğiniz de var. Sizi atletizmde tutan, motive eden şey nedir?

Şöyle aslında; normalde okulumu okurken her ikisini de yapabildim. Yani hem okulumu bitirebildim hiç uzatmadan hem de atletizm yapıp aynı başarıları elde edebildim. İki işi aynı anda yapabildim. Okulumu bitirip İstanbul’a döndükten sonra neden iki işi aynı anda yapmayayım diyerek başladım. Şöyle söyleyeyim atletizm birazcık vücuda yapışıyor aslında. İmkanı yok bırakamıyorsunuz. Sadece aşkla yapılabilecek bir şey diyebilirim. Diğer türlü yapılması çok zor bir branş. Çünkü Türkiye’de de çok değer verilmediği için sadece eğer o branşa bir sevgi, inanç, başarı olarak bakarsanız o zaman işte atletizmin nasıl bir şey olduğunu anlayabiliyorsunuz. Ama bir çıkar uğrunu atletizm yaparsanız olmuyor. Çünkü inanılmaz zor bir branş.

Siz bir de atletizmin en zor dallarından birisi kabul edilen 400 metrede yarışıyorsunuz. Çünkü 400 metre ne sprint ne de uzun mesafe ya da hem sprint hem de dayanıklılık gerektiriyor. Bu dalda yarışıyor olmanın zorlukları neler?

Anlatılmaz yaşanır. Sizi bir piste alalım diyebilirim, çünkü inanılmaz bir şey. Ben 100-200-400 koştum, koşuyorum. Yani şöyle söyleyebilirim 400 cidden tarif edilemeyecek bir yarışma. Hem sprint hem mücadele... ikisi aynı anda gerekiyor. 400 metrenin son 50 metresine geldiğiniz zaman laktik asit inanılmaz doluyor, gidemiyorsunuz ama o çizgiyi geçmek istiyorsunuz. Ama 400 metre de böyle bir sevdin mi bırakamıyorsun. Benim de çok sevdiğim bir branş zaten senelerdir de vazgeçemedim diyebilirim.

Peki antrenman programınız nasıl? Hem 100 metrede hem 200 metrede hem de 400 metrede yarışıyorsunuz. Farklı dallarda yarışmak için nasıl bir antrenman programı uyguluyorsunuz?

Şöyle; antrenörüm aslında bunu belirliyor. Benim birazcık daha dışımda bir şey. Ben aynı zamanda antrenörüm ama benim de bir hocam var ve hocam bunların hepsini planlıyor. Aslında 400’de biraz daha sprint ve kuvvet olduğu için sprint üzerinden yapıyoruz. Sprint, sıçrama yapıldığı zaman 400’e de yansıyor. Yani biz kısa mesafelerle 400 metre yarışı koşabiliyoruz. Hocada biten bir iş bu. Yani ben bir programı yapmıyorum. Sadece antrenmana gidiyorum, antrenmanımı yapıp geri geliyorum.

Haftalık antrenman programınız nasıl?

Haftanın 7 günü bazen 6 günü antrenmanlarımız oluyor. Bazen 6 gün çift antrenman oluyor. Hazırlık dönemi, yarış dönemi bunların hepsi ayrılıyor. Genelde hazırlık döneminde çift antrenman yapıyoruz . Sabah ve akşam antrenmanlar… Yarış döneminde tek antrenmana dönüyoruz. Bu dönemlerde antrenmanlarımız daha sert ve daha hızlı olduğu için tek antrenman yapabiliyoruz. Ama hazırlık döneminde daha çok kuvvet ve başka özel antrenmanlar olduğu için çift antrenmanlar yapabiliyoruz. Çünkü yarış döneminde daha kısa oluyor. Yarış döneminde de vücudumuzu daha çok hızlandırıp daha çok salıyoruz.

‘Atletizme Önem Verilmediği İçin Bu Olaylar Yaşanıyor’

Ne yazık ki Türkiye’de atletizmde çok fazla doping olayları yaşandı. Siz bunları nasıl değerlendirirsiniz? Bu durum prestij kaybına neden oldu mu? Şu an bunun önüne geçmek için neler yapılıyor?

Evet eskiden, daha önceki yıllarda böyle şeyler çok fazla vardı. Ama benim şu an kendi düşüncem bu durdu. Atletizmde böyle şeylerim olmasının nedeni bana kalırsa atletizme çok önem verilmemesi. Bunu maddi-manevi olarak söylüyorum. Çünkü sporcular artık çok zor branş içerisinde ve doğru düzgün maddi bir destek verilmediği zaman insanlar da çabuk nasıl başarıya ulaşabilirim deyip en kısa yolu seçmeye çalışıyorlar ve sonuç bu oluyor. Bazıları öğrencinin kendi başına yaptığı bir yol. Antrenöründen gizli kendi başına yapıyor. Bazılarının da antrenör hırsından dolayı olabiliyor. Ben bu konu da çok olumlu değilim. Ne olursa olsun her şeyimiz bir atletizm uğruna ya da bir spor uğruna kurulu değil. Bizim sonraki hayatımız da var. Okul okuyoruz ve okulumuz atletizm üzerine de değil. Kendi maddi alanımızı, konfor alanımızı büyütebilmek için bizim çalışıyor olmamız lazım. Yani aslında spor, özellikle atletizm olarak söylüyorum, maddi olarak bir yere getirmiyor. Şöyle söyleyeyim; Avrupa şampiyonu da olsan çok güzel bir para kazanamıyorsun. Ben şuna şöyle bakıyorum; Avrupa şampiyonu olmak için bu kadar kısa yoldan gideceğine kendini geliştirerek daha uzun, daha sağlam yollardan gidebilirsen, daha emin adımlarla gidebilirsen ve vücuduna, kendine zarar vermeden gidebilirsen bu daha önemli ve daha kıymetli.

Sizin atletizmde en zorlandığınız konu nedir?

Hazırlık dönemi diyebilirim. O dönem çok zorluyor. Çünkü yaz sezonu bittiğinde, yarışlar bittiğinde bir ara veriyoruz. Bizim aralarımız çok uzun değil, iki hafta falan ara veriyoruz. Ama iki haftada inanılmaz sıfırlanıyoruz. Ondan sonra da başlangıcı çok zor oluyor. Tekrardan o motivasyonu kazanmak çok zor oluyor ama önümüzde bir hedef varsa eğer o hedefe ulaşabilmek için çok çabuk da motive olabiliyoruz açıkçası. Başarıyı düşündükçe yaptığın her şey çok keyifli geliyor. Çektiğin o acılar da çok keyifli geliyor. Çünkü sonradan o zirveye çıktığın zaman bunları hatırlamak inanılmaz mutlu ediyor insanı.

‘Bizde Takım Çalışması Eksik’

Atletizmde daha iyi yerlere gelinebilmesi için sponsor desteği mi daha fazla olması lazım?

Bence birazcık altyapıdan gelmesi gerekiyor. Yani şöyle söyleyeyim; bizde hep alt yapıdan değil de üsten alayım, hemen alayım mantığı var. Üsten alıp hemen yüklenme ya da alt yapıdan gelenlere de hemen küçük yaşta yüklenme sıkıntısı var bence. Eğer altyapıdan doğru hedef koyulup o hedefe yıllar boyunca emek verip ve emeğin arkasında da takım çalışması olursa bence çok güzel başarılar gelir. Ama bizde biraz takım çalışması eksik. Takım çalışması derken de masörü, fizyoterapisti, psikoloğu… Bir sporcunun arkasında bunların hepsinin tam takır olması gerekiyor. Arkada bu tür şeyleri takıntı haline getirmeden, hiçbir stresin içine girmeden devam ediyor olmalı sporcu. Eğer sporcunun bedeninde, kafasında bir stres varsa ne kadar iyi antrenman yaparsa yapsın başarı gelmesi çok zor.

Siz bu desteğin ne kadarını görebiliyorsunuz?

Yani bu desteği ben kendim tırmanarak aldım. Hiç kimse bunları elime koymadı. Çok fazla mücadele edip çok fazla tırmandım. Evet şu anda sponsorum, menajerim, kulübüm var. Yanımda bana destek olan birileri var.

‘Olimpiyatlar İçin Özverili ve Disiplinli Çalışmak Gerekli’

Bir atlet için en önemli yer olimpiyatlar. Olimpiyatlara gitmek için neler gerekli?

Özverili ve disiplinli bir şekilde çalışabilmek bence. Olimpiyat için, yine daha önce dediğim gibi, bir takım çalışması şeklinde yılbaşında ya da belki de iki yıl öncesinde oturup bunların planlanması yapılıp ona göre bir yol alınması gerekiyor diye düşünüyorum.

Pandemi sizi nasıl etkiledi?

Her sporcuyu olduğu gibi kötü etkiledi tabi ki. Şu an iznimiz var, milli sporcular olarak dışarı çıkabiliyoruz. Ama başlarda evden hiç çıkamadım. Antrenmanı evdeki imkanlarımla yapmaya çalıştım. Kötü değildi ama kendimi en azından farklı şeylerde geliştirmeye çalıştım. Zaten atletizm o dönem birazcık durdu, yarışların çoğu iptal oldu. Ben de kendime ne katabilirim diyerek öyle yol aldım.

Bu süreçte bir youtube kanalı da açtınız sanırım. Biraz ondan bahseder misiniz? Belki takip etmek isteyen olur.

Evet, o dönemde Youtube kanalı da açtım. Sosyal medyada birazcık daha aktif oldum ve antrenman videoları çekmeye başladım. Bunları koydum ve insanlara motivasyon olmasını çok istedim. Çünkü spor yapmayan çoğu kişi bu sayede spora geri döndüğünü düşünüyorum. Bir koşu grubum var onlarla antrenman videoları çektik ve zoom antrenmanları yaptık. Challenge’lar yaptık. O kadar çok güzel şeyler yaptık ki ben de bunların hepsini Youtube’da neden birleştirmeyim dedim, bunlar neden insanlara ilham olmasın diyerek kendimle ilgili birkaç böyle kesintiler yaptım. O video işi şu an çok yoğun bir çalışma hayatım ve antrenmanlarım olduğu için birazcık durdu, ama yine en kısa zamanda geri döneceğim.

‘Hedef 2024 Olimpiyatları’

Son olarak bundan sonraki hedefleriniz neler?

Her sporcu gibi tabi ki olimpiyat. Aslında benim hedefim 2024 olimpiyatları çünkü pandemiden çok fazla etkilendim ve bu yıla çok hazırlanamadım. Hedefim olimpiyatlarda ülkemi temsil edebilmek ve o döneme kadar kendimi çok daha fazla geliştirebilmek. Hem iş hayatımda hem sporculuk hayatımda. Çünkü o döneme kadar çok büyük, güzel yarışlar da var. Avrupa Şampiyonası, Dünya Şampiyonası var. Bu tür yarışlara tekrardan katılabilmek istiyorum.

Taze taze...

Meryem Kılınç Gündoğdu: “Koşu Tutkumu Hiç Kaybetmedim”

Meryem Kılınç Gündoğdu, Türkiye'de uzun mesafe koşusunda çok büyük başarılara imza atmış, parkur rekorları kırmış bir sporcu. Fakat...

Curling Milli Takımı Dünya Şampiyonası Vizesi Aldı

Curling Milli Takımı Avrupa Şampiyonası'ndaki başarısı ile Dünya Şampiyonasına katılmaya hak kazandı. Norveç'in Lillehammer şehrinde gerçekleştirilen Avrupa Şampiyonası'nda 9...

Kadına Yönelik Şiddet ve Spor

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü Türkiye'de her yıl çok daha büyük anlamlar ifade ediyor. Neredeyse her gün...

KADIN SPORCU ÜÇLEMESİ

Son yıllarda kadın sporcularda performansı ve genel sağlığı tehdit eden yeni bir teşhisle tanıştık. Kadın Sporcu Triadı veya Kadın...

Peng Shuai Nerede?

Çiftlerde dünya 1 numaralığına kadar yükselmeyi başaran tenisçi Peng Shuai'den eski başbakan yardımcısı Cang Gaoli'nin kendisine cinsel saldırıda bulduğunu...

“Hayal et, plan yap, çok çalış ve başar.” Raha Akhavan

En büyük uluslararası açık su yüzme serisi Oceanman’deyken bir yüzücünün methini duydum. Önceden tanıdığım başarılı bir isim. Ama hikayesinin...

İlginiziÇEKEBİLİR