Dünyanın en sert ultramaratonlarından biri kabul edilen Cocodona 250, Arizona’daki Sonora Çölü’nden başlayıp kayalık patikalardan geçerek tepelere uzanan 253 millik bir yarış. Yaklaşık 11.700 metre tırmanış içeren parkurda gündüz sıcaklıkları 30 dereceye yaklaşırken geceleri hava donma noktasının altına düşebiliyor. 5 Mayıs 2026 sabahı saat 05.00’te yaklaşık 400 koşucu bu zorlu parkura doğru yola çıktı. Rachel Entrekin yarışı 56 saat 9 dakika 48 saniyede tamamladı, parkur rekorunu kırdı ve Cocodona 250 genel klasmanını kazanan ilk kadın oldu. İkinci olan Kilian Korth ise erkekler parkur rekorunu kırdı. Rachel, yarış boyunca yardım istasyonlarında çoğu zaman yalnızca birkaç dakika kaldı, üç gün iki gece boyunca çok kısa uyku molaları verdi ve çöl sıcağından teknik kayalık zeminlere, irtifadan uykusuzluğa kadar değişen koşullarda temposunu neredeyse hiç bozmadı. Yarış sonrası söyledikleri bu performansı açıklıyor: Ultra dayanıklılık sporlarında mesele yalnızca fiziksel güç değil; stresle baş edebilmek ve zihinsel olarak yarışın içinde kalabilmek. Rachel ekliyor: Belki de bu yüzden ultra dayanıklılık yarışları kadınlar ve erkekler arasında eşit bir rekabet alanına dönüşebiliyor.

Rachel’in Cocodona performansını kadın ultra dayanıklılık sporcularının sahadaki ve bilimdeki geleneksel performans anlayışını yeniden düşünmek için önemli bir fırsat olarak görüyorum. Ultra dayanıklılık sporlarında kadın ve erkek performansı tartışmaları yeni değil; bu tartışmaların en sembolik örneklerinden biri, ultra koşu kültüründe ‘İnsanlığın En Büyük Yarışı’ olarak anılan 1921’den beri Güney Afrika’da düzenlenen yaklaşık 89 kilometrelik tarihi bir ultramaraton olan Comrades Maratonu. Frances Hayward 1923’te resmi kaydı olmadan parkuru tamamlayan ilk kadın olmasına rağmen finisher (resmi olarak yarışı tamamlayan sporcu) kabul edilmedi; kadınların ve siyahi sporcuların yarışa resmi olarak katılmasına ise ancak 1975’te izin verildi. Çünkü uzun yıllar boyunca kadın bedeninin uzun mesafe koşularına uygun olmadığı, dayanıklılık sporlarının kadın sağlığı için risk taşıdığı iddia ediliyordu. Bugün ise tablo değişiyor: Yaklaşık 245 bin Comrades Maratonu sonucu üzerinde yapılan bir araştırma, erkekler ortalamada hâlâ daha hızlı olsa da kadın ve erkek sporcular arasındaki performans farkının yıllar içinde belirgin biçimde azaldığını, özellikle ileri yaş gruplarında ise ciddi ölçüde kapandığını gösteriyor.
Araştırmacılar ultramaraton performansının yalnızca kas gücü ya da aerobik kapasiteyle açıklanamayacağını; yarış çevresi, antrenman kültürü, deneyim, psikolojik dayanıklılık ve toplumsal bağlamın da belirleyici olduğunu vurguluyor. Üstelik ultra dayanıklılık sporlarına ilişkin araştırmalarda kadın sporculara ait verilerin uzun yıllar boyunca oldukça sınırlı kalması, bu alandaki performans bilgisinin büyük ölçüde erkek deneyimleri üzerinden kurulmasına neden oldu. Cocodona gibi 200 mil üzeri yarışlarda önemli olan yalnızca hızlı koşabilmek değil; yorgunluğu yönetmek, beslenmeyi sürdürebilmek, uyku eksikliğiyle baş etmek, teknik zeminde risk kontrolü sağlayabilmek ve günler süren eforu dengeli biçimde sürdürebilmek. Bu nedenle ultra dayanıklılık yarışlarında klasik hız ve güç merkezli performans anlayışı kısmen değişiyor; spor bilimleri literatürü de performans farklarının bu mesafelerde belirgin biçimde azaldığını gösteriyor. Rachel’ın Cocodona zaferi bu yüzden yalnızca bireysel bir başarı değil; ultra dayanıklılık sporlarında performans, dayanıklılık ve sınır kavramlarına dair bildiğimizi sandığımız birçok şeyi yeniden tartışmaya açıyor.

Feminist epistemoloji açısından bakıldığında mesele yalnızca kadın sporculara dair veri eksikliği değil; kadın beden deneyimlerinin uzun yıllar boyunca yeterince güvenilir ve bilimsel olarak değerli görülmemesi. Bu nedenle ultra dayanıklılık araştırmalarının önemli bir kısmı, menstrual döngünün performansla ilişkisi, hormonal profil, hormonal kontraseptif kullanımı, enerji erişilebilirliği, toparlanma süreçleri, pacing stratejileri, yaralanma riskleri ya da ultra spor kültüründeki toplumsal cinsiyet ilişkileri gibi kadın sporcuların deneyimini anlamak açısından kritik değişkenleri ya hiç takip etmiyor ya da yeterince raporlamıyor. Üstelik araştırmalar arasında ciddi yöntem farklılıkları bulunuyor; antrenman yükü, yarış koşulları, çevresel faktörler ve antrenman geçmişi gibi kritik veriler çoğu zaman standart biçimde paylaşılmıyor. Kadın sporcuların örneklem sayıları ise hâlâ oldukça küçük kalıyor. Bu nedenle araştırmacılar artık erkek bedenini standart kabul eden yaklaşımın ötesine geçilmesi gerektiğini vurguluyor. Çünkü kadınların sahadaki görünürlüğü ve başarıları arttıkça spor biliminin de kadın sporcuların deneyimlerini merkeze alan yeni sorular, yeni yöntemler ve yeni kavramlar üretmesi gerekiyor. Kadın sporcular üzerine geliştirilecek daha kapsayıcı ve duyarlı araştırmalar yalnızca yeni veriler üretmeyecek; spor bilimlerinin insan performansını anlama biçimini de dönüştürecek.
Peki kadın ultramaratoncuların yükselen performansı gerçekten spor bilimlerinin geleneksel performans anlayışını dönüştürebilir mi? Bir sonraki yazıda, antrenman alanında çalışan spor bilimci Ayşe Kin İşler ile birlikte, bu soruyu spor biliminin mevcut bilgileri ve sınırları üzerinden tartışacağız.
Konu ile ilgili güncel makaleler
Le Mat, F. ve arkadaşları. (2023).Running endurance in women compared to men: Retrospective analysis of matched real-world big data. Sports Medicine, 53(4), 917–926.
Kelly, C. P. M. G. (2023). Is there evidence for the development of sex-specific guidelines for ultramarathon coaches and athletes? A systematic review. Sports Medicine – Open, 9, Article 6.
Tiller, N. B., & Illidi, C. R. (2024). Sex differences in ultramarathon performance in races with comparable numbers of males and females. Applied Physiology, Nutrition, and Metabolism, 49(8).
Knechtle, B. ve arkadaşları. (2025). An analysis of 12-hour ultramarathon performance. Human Movement, 26(2), 46–60.
Sitko, S., López-Laval, I. ve arkadaşları. (2025). Ultra-endurance performance: Are women closing the gap? A systematic review and meta-analysis. International Journal of Sports Science & Coaching, 20(6), 2822–2830.