Ana Sayfa Blog

ABD, Pekin Kış Oyunları’na Diplomatik Boykot Uygulayacak

0

ABD’den yapılan açıklamaya göre Çin’de yaşanan insan hakkı ihlallerinden dolayı Pekin Kış Oyunları’na diplomatik boykot uygulanacak.

Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Psaki toplantıda “Çin’in Sincan’da işlediği insan hakkı ihlallerinden dolayı 2022 Pekin Kış Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları’na hiçbir diplomatik ve resmi heyet göndermeyeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Psaki bu kararın sporcular ile bir ilgisi olmadığını yalnızca diplomatik olarak Çin’in insan hakkı ihlallerine sert bir mesaj olduğunu da dile getirdi. Ayrıca Oyunlara katılacak sporculara desteklerinin de tam olduğunu belirtti.

ÇOCUK SPORCULARA YÖNELİK CİNSEL İSTİSMAR – Athlete A: Jimnastikte Taciz Skandalı

0

Larry Nassar… Belki bu ismi daha önce duymuşsunuzdur. Çoğunluğu jimnastikçi olmak üzere 500’ün üzerinde çocuk sporcuya cinsel istismarda bulunan bir “doktor”. 29 yıl boyunca ABD Jimnastik Federasyonu bünyesinde bulunan ve bu yıllar içerisinde pek çok çocuğa kendi “tekniği” olduğunu ileri sürerek –tıp literatürüne bakıldığında böyle bir tekniğin olmadığı anlaşılıyor- “tedaviler” uygulayan ve bu kisve altında yüzlerce çocuk sporcuya cinsel istismarda bulunan biri. Bu konunun ayrıntılarına değinmeden önce sizlere jimnastiğin çocukların bedenleri üzerinde nasıl bir baskı oluşturduğunu anlatmaya çalışacağım.

Jimnastik kuşkusuz bedensel, ruhsal ve psikolojik olarak faydalı bir spor olarak pek çok çocuğun hayatına çok erken yaşlarda girmektedir. Olumlu özelliklerini burada sıralamayacağım, bunlar hepimizin malumu. Benim dikkati çekmek istediğim yönü ise bu sporun, çocukların başarı sağlamaları için motive edilirken, antrenörleri ya da aileleri tarafından nasıl bir baskıya maruz kaldıklarına değinmek olacak.

Netflix’te yer alan “Athlete A: Jimnastikte Taciz Skandalı” isimli belgeselde, küçük yaşta spora başlayan birçok çocuğun fiziksel, ruhsal ve cinsel tacize uğradıklarına ve bu tacizin ABD Jimnastik Federasyonu yöneticileri başta olmak üzere devlet kurumları ve FBI’ın da içinde olduğu ilişkiler ağı tarafından nasıl örtbas edildiğine değiniliyor. Belgeselde, 1950’lerde ve 60’lardaki müsabakalarda yer alan sporcuların yetişkin görünümüne sahip olduklarına ve jimnastiğin daha çok yetişkin bireyler tarafından yapılan bir spor olduğu belirtiliyor. 1976 yılında 14 yaşında olan Nadia Comaneci’nin altın madalya almasıyla, küçük yaştaki kız çocuklarının jimnastiğe artan ilgisiyle birlikte bu spora katılımın arttığına ve Nadia’dan ilham alan çocukların jimnastiğe gönül vermesine yer veriliyor. Çok küçük yaşlarda bu spora başlayan çocukların bulunduğu ortamda onların duygusal ve ruhsal gelişmelerine zarar verebilecek çeşitli baskıların oluştuğuna ve bu baskıların sonucunda sürekli ciddi durma direktifinin etkisiyle gülmeyen, yeme bozuklukları yaşayan, adet ve ergenliği erteleyen tedavilere maruz kalan, büyüme engelleyici hormon tedavileriyle mutlak kontrol altına alınan çocuklar ortaya çıkıyor. Zor hareketlerin iyi yapılabilmesi için “küçük” olunması gerektiği düşüncesiyle bedenleri kontrol altına alınan çocuklara “şişko inek”, “domuza döndün” gibi ifadeler kullanılarak, aldıkları 3-5 kilonun suçluluk hissettirmesine neden olan bir ortam oluşturuluyor. Bunların yanı sıra disiplinli olmadıkları ve kilo kontrolünü sağlayamadıkları gerekçesiyle fiziksel şiddet gören çocukların da olduğuna değiniliyor. Bedenleri üzerinde bu kadar küçük yaşlarda mutlak kontrolün sağlanma çabasının bir sonucu olarak sporcular; yeme bozuklukları, ruhsal gerginlik ve düşük özgüven gibi sorunlarla baş etmek durumunda kalıyor. Yapılan araştırmalarda “Dans, jimnastik, yüzme, aerobik, buz pateni, gibi estetik sporlara katılan 5-7 yaşlarında 192 çocuk ve annelerinin yer aldığı bir çalışmada, hem çocukların hem de annelerinin, vücut ağırlığı konusunda çok büyük endişe taşıdığı belirlenmiştir.” (Kendir, Karabudak:2019)

Çocukların maruz kaldıkları baskılar bunlarla da sınırlı kalmıyor. Olimpiyatlarda yaptığı ilk hareketten sonra sakatlanan ve yürümekte zorlanan bir sporcuya antrenörleri ikinci hareketi yapması için baskı kuruyor ve bu hareketi sakatlığına rağmen yapabileceğine dair “motive” etmeye çalışıyor. Bu hareketin ardından çocuğun yüzünde büyük bir acı görüyoruz, aslında bu acı ifade, bedenlerinin kendilerine bile ait olmadığını pekiştirirken pistlerin ardında bundan daha da fazlasının yaşanabileceğine işaret ediyor. Bunların yaşandığı bir ortamda doktor olarak görev yapan Larry Nassar ise çocuklara sakatlanmaların ardından ilk müdahaleyi yapan ve “tedavilerine” yardımcı olan biri olarak karşımıza çıkıyor. Hem ruhsal hem de fiziksel olarak pek çok güçlükle baş etmeye çalışan ve yoğun stres altında olan çocuk sporculara son derece “nazik, esprili ve anlayışlı” davranan Nassar, çocuklara “iyi polisi” oynayarak, onlara gizlice yiyecekler, şekerlemeler veren ve bu yöntemle onları manipüle eden biri. Tetikleyici olabileceği düşüncesiyle burada detaylarına yer vermek istemediğim yöntemlerle onları istismar eden ve bunu dile getiren çocuklara rağmen federasyonun olanlara göz yumduğu ilişkiler ağına sahip. Öyle ki taciz iddialarıyla ilgili olarak ilk haber çıktıktan sonra bile Okul Yönetim Kurulu’na aday olup 2000 oy alabiliyor. Nassar’la ilgili ilk şikâyeti 1997 yılında Larissa Boyce yapıyor. Fakat federasyon yetkilileri tarafından “saygın” bir doktoru haksız yere itham ettiği gerekçesiyle aşağılanıyor ve söylediklerine itibar edilmiyor. 2015 yılına kadar yapılan 17 şikâyetin sadece 3’ü polis kayıtlarına giriyor. Yıllardır yaşadıklarını dile getiren Maggie Nichols’ın ifadelerinden sonra, konuya duyarlı gazetecilerin iz sürerek ortaya çıkardığı gerçekler ise gerçekten son derece sarsıcı. Tüm bunların 29 yıl boyunca sürdüğü ve yüzlerce çocuğa cinsel istismarda bulunulduğu önceki yıllarda da ortaya çıktığında bile ABD Jimnastik Federasyonu’nda görev yapan pek çok yöneticinin de bu olayların farkında olduğu ve yıllar boyu görmezden geldikleri, kendi konumlarını ve kariyerlerini sürdürmek adına bu tacizin bir anlamıyla ortağı oldukları ortaya çıkıyor. Şikâyetlerin ardından sorguya alınan Nassar’ın, evinin deposunda da sporcu olmayan çocuklara da istismarda bulunduğu, yapılan ev aramalarında ise 37.000 çocuk pornosu görüntüleri içeren videolar olduğu belirleniyor.

Pek çok sporcunun yıllar boyunca maruz kaldıkları bu istismarı ve çaresizliği Jennifer Sey şu şekilde ifade ediyor: “Cinsel saldırganlar her yerdeydi. Benim salonumda da vardı. Milli takımın koçu Don Peters da bilinen bir tacizciydi. Ülkenin her yerindelerdi ve kim olduklarını biliyorduk. Ama daha genel anlamda duygusal ve fiziksel taciz standart bir hale gelmişti. Bu bizi öylesine eziyordu ve itaatkâr yapıyordu ki içimizde bir cinsel tacizci olduğunu bildiğimizde asla hiçbir şey söyleyemiyorduk ve bu anlamda tamamen kendimizi güçsüz hissediyorduk.” Bir başka sporcu ise yaşadıklarına şu şekilde değiniyor: “O zamanlar kimse bize cinsel tacizin ne olduğunu söylememişti. Larry tedavi etmek amacıyla farklı noktalarımıza dokunduğunda ona ‘Bu gerçekten tedavi mi?’ diye sormuştum. O da ‘Evet, kaslarını bu şekilde daha da gevşeteceğiz’ diye cevap vermişti. Bu spora çok küçük yaşta başladık, çoğumuz okula gitmedi. O yaşlarda kimseye söyleyemediğim için takımdaki arkadaşlarıma bunun taciz olup olmadığını soruyordum. Bir arkadaşım ‘Hayır, sanmıyorum’ demişti. Kimse buna ihtimal vermiyordu ama gerçek apaçık ortadaydı. O zamanlar hiçbir şey yapmak istemiyordum. Yalnızca uyumak iyi geliyordu. Uyumak, ölmüş olmaya en yakın şeydi benim için. Hiçbir şey hissetmemek istiyordum.”

2020 Tokyo Olimpiyatları’ndan mental sorunları nedeniyle çekilme kararı alan Simone Biles da Nassar tarafından cinsel istismara uğrayan sporcular arasında yer alıyor. 2018 yılında #metoo hareketinin etkisini gösterdiği günlerde Simone Biles yaşadıklarını sosyal medya hesabında şu şekilde ifade ediyor. “Çoğunuz beni mutlu, kıkırdayan ve enerjik bir kız olarak tanıyorsunuz. Ama son zamanlarda… Biraz kırılmış hissettim ve kafamdaki sesi ne kadar çok kapatmaya çalışırsam, o kadar yüksek sesle çığlık atıyor. Artık hikâyemi anlatmaktan korkmuyorum. Ben de Larry Nassar tarafından cinsel istismara uğrayanlardan biriyim. Bu kelimeleri önce yüksek sesle söylemenin çok daha zor olduğunu, şimdi ise bunları kâğıda dökmenin çok daha zor olduğunu söylediğimde lütfen bana inanın. Hikâyemi paylaşmak konusunda isteksiz olmamın birçok nedeni var ama artık bunun benim hatam olmadığını biliyorum. Güvenilir bir ekip doktorundan herhangi bir tedavi görmek ve bundan korkunç bir şekilde “özel” tedavi olarak bahsetmek normal değildir. Bu davranış tamamen kabul edilemez, iğrenç ve taciz edicidir, özellikle de güvenmem GEREKLİ olan birinden geliyorsa. Çok uzun süre kendime sordum, “Çok mu saftım? Benim hatam mıydı?” Artık bu soruların cevabını biliyorum. Hayır. Hayır, benim hatam değildi. Hayır, Larry Nassar, ABD Jimnastik Federasyonu ve diğerlerine ait olan suçu taşımayacağım ve taşımamalıyım. Bu deneyimleri yeniden yaşamak imkânsız derecede zor ve Tokyo 2020’de yarışma hayalim için çalışırken sürekli tacize uğradığım aynı eğitim tesisine geri dönmek zorunda kalacağımı düşünmek kalbimi daha da kırıyor. Arkadaşlarımın ve diğer hayatta kalanların cesur hikâyelerini dinledikten sonra, bu korkunç deneyimin beni tanımlamadığını biliyorum. Eşsiz, akıllı, yetenekli, motive ve tutkuluyum. Kendime hikâyemin bundan çok daha büyük olacağına söz verdim ve hepinize asla pes etmeyeceğime söz veriyorum. Spor salonuna her adım attığımda tüm kalbim ve ruhumla yarışacağım. Bu sporu çok seviyorum ve asla pes etmedim. Bir adamın ve diğerlerinin sevgimi ve neşemi çalmasına izin vermeyeceğim.”

Görülen davada cinsel istismara maruz bıraktığı kadınlarla yüz yüze gelen Nassar’a aile dostları olan Kyle Stephens da şu ifadelerle sesleniyor: “Her şeyi inkâr etmiştin. Eğer gerçekten istismara uğradığımı düşündüğüm bir an olursa bunu polise ihbar etmem gerektiğini söylemiştin. Evet Larry. Buradayım. Sadece birilerine değil, herkese anlatmak için buradayım. Belki farkına varmışsındır. Küçük kızlar her zaman küçük kalmıyor. Büyüyor, güçlü kadınlara dönüşüyorlar ve dünyanı başına yıkmak için geri dönüyorlar.”

Soruşturmaların ardından Larry Nassar, davanın yargıcı Rosemarie Aquilina tarafından “Sana ceza vermek benim için onur ve ayrıcalıktır. Yaşamın boyunca bir daha cezaevi dışında yürümeyi hak etmiyorsun. Senin ölüm fermanını imzaladım.” sözleri eşliğinde 175 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Yukarıdaki ifadelerde de görüldüğü gibi çocukluklarında bu travmayı yaşayan sporcular yetişkin olduklarında haklarını arayarak örneğine az rastlanır bir hareketin öncüsü haline geldiler. Yargılama sürecinin ardından cinsel istismara uğrayan, yaşadıklarını anlatma cesareti gösteren jimnastikçiler “Sister Survivors” olarak anıldılar. 2018 yılında Arthur Ashe cesaret ödülüne layık görülen kadınlar “Bizimle Larry Nassar arasında duracak dürüstlüğe sahip tek bir yetişkine ihtiyacımız vardı eğer sadece bir yetişkin bizi dinleseydi, inanıp harekete geçseydi bu sahnede karşınızda duranlar onunla asla karşılaşmayacaktı.” diyerek çocukların seslerine kulak verilmesinin önemini vurguladılar. “Çocuk susar sen susma” sloganının ne kadar yanlış olduğunu vurgulayan bu ifade biz yetişkinlere tüm travma ya da istismar yaşayan çocukların yanında nasıl yer almamız gerektiğini anlatması açısından da son derece öğretici. Tüm bunların yaşanmadığı bir dünya elbette arzumuz fakat asıl bunlar yaşandığında doğru yöntemlerle hukuki sürecin işlemesi için tüm damgalamalardan, yargılardan uzak ortamlarda çocukların yanında yer almak her şeyden daha değerli. “Çocuk susmaz sen de susma!” mottosunu yayarak yetişkinlerin daha çok çocuğu duyması dileklerimle…

Kaynakça:

https://www.bbc.com/

Cohen, Bonni ve Shenk, Jon (Yönetmen) (2020). Atlete A. USA: Netflix.

Kendir, Dilek ve Karabudak, Efsun (2019). “Sporcularda Yeme Bozuklukları.” Gazi Sağlık Bilimleri Dergisi, 4(1): 1-10.

Galatasaray ve Fenerbahçe Kadına Şiddete Son Farkındalığı Yaratmak İçin İlk Kez Karşı Karşıya Geliyor

0

Galatasaray ve Fenerbahçe kadına yönelik şiddete son vermek adına farkındalık yaratabilmek amacıyla tarihlerinde ilk kez karşı karşıya gelecek.

Bu sezon ilk kez kurulan Galatasaray ve Fenerbahçe kadın futbol takımları tarihlerindeki ilk derbiyi farkındalık yaratmak için gerçekleştirecek.

Coca-Cola Company’nin desteğiyle gerçekleşecek ilk maç 7 Aralık 2021 saat 19:00’da Ali Sami Yen Spor Kompleksi Nef Stadyumu’ndaki ikinci maç ise 2022’de belirlenecek bir tarihte Ülker Stadyumu Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı’nda oynanacak.

“Tavrımız net, duruşumuz bir: Kadına Şiddete Son diyoruz!”

Her iki spor kulübü maçtan önce ortak bir açıklama paylaşarak ‘Kadına Şiddete Son’ dedi ve maçın kazananı kadınlar ve Türk sporu olacağını belirtti.

Yapılan ortak açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Tavrımız net, duruşumuz bir: #KadınaŞiddeteSon diyoruz!

Biz Türkiye’nin en büyük spor kulüpleri, milyonlarca taraftarımızla sporun en önemli iki markası olarak;

1909 yılında başlayan ezeli rekabetimizi, şimdi eşsiz bir amaçla taçlandırıyoruz…

Kadınlara uygulanan her tür şiddeti,

Kadınlara ve kız çocuklarına karşı ayrımcılığı,

Cinsiyetçi yaklaşımları ve söylemleri,

Eşitsizliği, Haksızlığı ve Adaletsizliği REDDEDİYORUZ!

Bu konuda toplumsal farkındalık yaratmak için; yıllardır kadınların toplumsal ve ekonomik hayatta katılımına projeleri ile öncülük eden The Coca-Cola Company’nin desteğiyle Galatasaray ve Fenerbahçe Kadın Futbol Takımlarımızı ilk kez bir araya getiriyoruz.

Bu maçın tek galibinin “Kadınlar ve Türk Sporu” olacağını biliyoruz!”

WTA Çin’deki Turnuvaları Askıya Aldı

0

Kadın Tenis Birliği (WTA), Çin devletini Peng Shuai olayındaki tavrından dolayı Çin’deki ve Hong Kong’daki turnuvaları askıya alındığını açıkladı.

Kasım ayının başında Peng Shuai, Çin eski başbakan yardımcısı Cang Gaoli’nin cinsel saldırısına maruz kaldığını açıklamıştı. Bu açıklama kısa bir süre sonra sosyal medya hesabından kaldırılmış ve uzun bir süre Peng Shuai’den haber alınamamıştı.

Daha sonra Peng’in yeni görüntüleri servis edildi ve Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) Başkanı Thomas Bach Çinli oyuncu ile bir video görüşme gerçekleştirdi.

Fakat tüm bu olanlar IOC’yi tatmin etse de WTA’yi etmedi. WTA tarafından yapılan açıklamada Peng’in hayatta olduğunu biliyoruz fakat özgür olup olmadığını hala bilmiyoruz denildi.

“Çin Liderleri WTA’ye Başka Seçenek Bırakmadı”

WTA Başkanı Steve Simon konuyla ilgili şu şekilde açıklama yaptı:  “Peng Shuai, özellikle güçlü insanlar söz konusu olduğunda, konuşmanın ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Peng’in paylaşımında dediği gibi, ‘Bir yumurtanın bir kayaya çarpması gibi de olsa ya da aleve doğru çekilip kendini yok etmeye davet eden bir güve gibi olsam bile, senin hakkındaki gerçeği söyleyeceğim.’ Yaşadığı tehlikeleri biliyordu ama yine de halka açıldı. Gücüne ve cesaretine hayranım.”

“Çin yetkililerine Peng Shuai’nin özgür olduğunu ya da herhangi bir baskı olmadan konuşabildiğini ve cinsel saldırı iddiasını şeffaf bir şekilde soruşturabilme şansı verildi. Ne yazık ki Çin otoriteleri bu konuyu inandırıcı bir şekilde ele almadı. Peng’in nerede olduğunu bildiğimiz halde onun özgür, güvende ve baskıya maruz kalmadığına dair ciddi şüphelerim var. WTA burada neyin gerekli olduğu konusunda netti. Bu yaşananların hiçbiri kabul edilebilir değil. Güçlü insanlar kadınların sesini bastırabilir ve cinsel saldırı iddialarını halının altına süpürebilirse, WTA’nın kurulduğu kadınlar için eşitlik temelinde büyük bir gerileme yaşayacaktır. Bunun WTA’ye ve oyuncularına olmasına izin veremem. Sonuç olarak ve WTA Yönetim Kurulu’nun tam desteğiyle, Hong Kong da dahil olmak üzere Çin’deki tüm WTA turnuvalarının derhal askıya alındığını duyuruyorum. Peng Shuai’nin özgürce iletişim kurmasına izin verilmediğinde ve görünüşe göre onun cinsel saldırı iddiasıyla çelişmesi için baskı altındayken, vicdanım rahat bir şekilde sporcularımızdan orada yarışmalarını nasıl isteyebileceğimi anlamıyorum. Mevcut durum göz önüne alındığında, 2022’de Çin’de etkinlikler düzenlersek tüm oyuncularımızın ve personelimizin karşılaşabileceği risklerden de büyük endişe duyuyorum. Çin liderleri WTA’ye başka seçenek bırakmadı.

IOC: “Biz de Endişeliyiz! Sessiz Diplomasi Yürütüyoruz”

WTA’yin bu kararı ve 2022 Kış Oyunları’nın Çin’de düzenlenecek olması gözleri yeniden Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC)’ne çevirdi. IOC de yaptığı açıklamayla Peng Shuai için endişeli olduklarını belirtti.

IOC tarafından yapılan resmi açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Peng Shuai’nin sağlığı ve güvenliği konusunda diğer birçok kişi ve kuruluşla aynı endişeyi paylaşıyoruz. Bu nedenle, daha dün bir IOC ekibi onunla başka bir görüntülü görüşme yaptı. Kendisine geniş kapsamlı desteğimizi sunduk, onunla düzenli olarak iletişim halinde kalacağız ve Ocak ayında bir görüşme yapacağız. Koşullar göz önüne alındığında ve hükümetlerin ve diğer kuruluşların deneyimlerine dayanarak, bu tür insani konularda etkin bir şekilde ilerlemenin en umut verici yolu olduğu belirtilen ‘sessiz diplomasi’ yürütüyoruz. Onun kişisel durumu hakkında endişe duymaya ve onu desteklemeye devam edeceğiz.”

ULTRA YARIŞLARDA KADIN- ERKEK PERFORMANS FARKI

2019’ da İngiltere’ nin en acımasız koşu yarışında (Montane Spine Race) kontrol noktalarında 14 aylık kızını emziren ve yol boyunca süt sağan Jasmin Paris (35), 15 farklı ülkeden 125’i erkek 136 yarışmacıyı geçer (268 mil-83 saat).

Bitirdikten neredeyse 20 saat sonra, sadece iki erkek yarışı tamamlar, diğer herkes ya parkurda ya da diskalifiye olmuştur.

Ultra yarışlarda mesafe arttıkça, kadın-erkek performans farkı kapanıyor.     

Ocak 2021′ de kadınların ultra-enduransta (dayanıklılık) erkeklerden daha iyi performans gösterip göstermeyeceğine dair ilginç bir inceleme yayınlandı. Erkekler birçok spor dalında kadınlardan daha iyi performans gösterme eğilimindedir. Örneğin maratonda aradaki fark %10 civarındadır.

Ancak bu fark, ultra maraton (%4 e düşer) gibi ultra dayanıklılık sporlarında veya farkın ihmal edilebilir olduğu aşırı ultra dayanıklılıkta çok daha küçüktür.

Yani olay ne kadar uzunsa, fark o kadar küçüktür diyebiliriz. Hatta ultra mesafeli yüzmede kadınlar erkeklerden daha iyi performans gösterme eğiliminde!

Nature 1992 yayını bir çalışma kadın ve erkek sporculara ait üstünlükleri çok iyi belirtir.

Erkekte;

– Aerobik kapasite ve maksimum Oksijen alımı (V̇O2max), yüksek hemoglobin ve hematokrit değerleri

– Düşük vücut yağı ve kadınlara göre kas kütlesi fazlalığı

– daha yüksek güç / ağırlık oranı

– Toparlanma ve kas kütlesi üzerindeki etkileri ile 15-20 kat daha yüksek testosteron seviyeleri.

Kadında;

– ultra dayanıklılık egzersizlerinden sonra kas yorgunluğunun azalabilmesi

– Kadınlarda yavaş kasılanTip1 kas liflerinin erkeklerden daha fazla olması

– Enduransta daha eşit koşu hızı, daha iyi pace sebebi

– Yağı enerji olarak kullanmada daha üstün

 Spor ve egzersiz bilimleri alanında yapılan çalışmaların çoğu tercihen erkek denekleri içerir ve bu tür çalışmalardaki deneklerin sadece %39’u kadınlardır. Mevcut literatür ağırlıklı olarak erkek konularla ilgili araştırmalardır. Kadın sporcular üzerinde araştırmaların artması kadın sporcu sağlığında gelişmeler sağlayacaktır.

Kaynaklar:

Whipp, B., Ward, S. Will women soon outrun men? Nature 355, 25 (1992)

Tiller, N.B., Elliott-Sale, K.J., Knechtle, B. et al. Do Sex Differences in Physiology Confer a Female Advantage in Ultra-Endurance Sport? Sports Med (2021)

Meryem Kılınç Gündoğdu: “Koşu Tutkumu Hiç Kaybetmedim”

Meryem Kılınç Gündoğdu, Türkiye’de uzun mesafe koşusunda çok büyük başarılara imza atmış, parkur rekorları kırmış bir sporcu. Fakat hem ulusal hem de uluslararası arenada elde edilen bu başarılar ana akım medyanın görmezden geldiği bir konu olmuş. PTT Spor Kulübü sporcusu olan Gündoğdu ile tüm bu başarılarını konuştuk.

Meryem Kılınç Gündoğdu 9 yaşında koşmaya başlamış ve 13 yaşında profesyonel bir sporcu olmuş. O zamanlar 800-1500 metrelerde koşan Gündoğdu 6 yıllık profesyonel kariyerini yaşadığı sakatlık nedeniyle noktalamak durumunda kalmış. Fakat koşma aşkı hiç bitmemiş. Profesyonel olmasa da keyif amaçlı koşmayı sürdürmüş. Sonrasında ise ultra maratonu koşucusu olarak geri dönmüş.

Uzun mesafe koşusuna nasıl başladınız?

Üniversiteyi bitirip, evlendikten sonra Ankara’ya tayinimiz çıktı. Tabi ben o süreçte tekrar sağlık için koşmaya başladım. Ankara’da bir koşu grubuyla tanıştım. Amacım farklılık olması biraz sosyalleşmek istememdi. Sonuçta iki çocuğum vardı monoton hayat bana göre değildi. Ev okul, ev okul olarak hayatım sürüyordu o beni sıkmaya başlamıştı. Ben de değişiklik arıyordum ve istediğim bir koşu grubunu bulmuştum. Arkadaşlarla birlikte o koşu gruplarına katıldık. Onlarla birlikte koşarken oradaki arkadaşlar benim çok iyi koştuğumu neden yarışlara girmediğimi soruyorlardı. Ben de bu yaştan sonra gereksiz olduğunu düşünüyordum. O zaman 31 yaşındaydım. Ama onlar bir şekilde benim aklımı çelip yarışmamı sağladılar. İyi ki de sağlamışlar. İlk yarışımda birinci olmuştum. ilk defa ultra-maratonla koşmuştum. Ben piste koşmaya alışıktım. Daha kısa mesafeler koşuyordum 800- 1500 metre koşarken bir anda maratondan fazla bir mesafade yarışmak ve dağda koşmak zordu benim için. Ama hep bir koşu tutkum vardı. Onun sayesinde de birinci olmuştum. Daha sonra birinci olunca tabi ki bunun devamı geliyor. Zevk almıştım. Arkadaşlarımla birlikte koşmaktan daha çok mutlu oluyordum. Hayatıma renk girmişti. Ama bir taraftan da benim bir ev sorumluluğum var, benim çocuklarım var onların eğitimleri var, ‘ben bunları ihmal etmeden nasıl yapabilirim, en iyi nasıl götürebilirim, yarışmaları nasıl katılabilirim’ diye düşünüyordum. Benim tek yapabileceğim onları ihmal etmeden sabahın daha erken saatinde kalkıp elimden geldiğince antrenman yapmaktı. Bir de alt yapım olduğu için çok çok zorlanmıyordum. Bir de çok geç saatlere kadar oturup da geç saatte yatıp da geç uyanan biri olmadığım için o beni çok zorlamıyordu. Çocukları  ve evi ihmal etmeden sabahları en geç 4’te uyanıp antrenmanımı yaptım. 6 yıldır bu şekilde devam ediyor.

Gündoğdu şu ana kadar birçok başarı elde etmiş. Kapadokya Ultra-Trail’de 60K parkurunda genel klasman birinciliğinin yanı sıra parkur rekoru kurmuş. İstanbul Maraton’unda Türklerde genel klasmanı birinciliği elde etmiş. Yine Kapadokya’da 38K yarışında birincilik ve parkur rekoru kırmış. Almanya Münster Maratonu’nda da 2:44 ile kendi en iyi derecesini elde ederek Olimpik kadro barajını geçmiş.

Siz bu sene Kapadokya maratonda  ve sanırım Bodrum yarı maratonunda birinci oldunuz. İki yarışı da Ekim’de koştunuz. Üst üste böylesi bir yarış koşup hem de birinci olmak bana inanılmaz geliyor. Vücudun kısa sürede yenilenmesi ve tekrar yeni bir yarışa hazır olması için neler yapıyorsunuz?

Eylül’de de yine 9 Eylül İzmir Maratonu vardı orda da kadınlar genel klasmanda 3.cülüğüm var. Birinci yabancıydı. Türklerde ikinci olmuştum. Benim özel olarak bir fizyoterapistim veya bir masörüm yok. Özel olarak toparlanmak için inanın özel yaptığım hiçbir şey yok. Evde sadece kendi masaj aletim var onunla vakit buldukça yapabiliyorum. Onun dışında yaptığım bir şey yok.

Antrenman programınız nasıl? Aynı zamanda öğretmensiniz. Okul ile antrenman programınızı nasıl dengeliyorsunuz?

Dediğim gibi bunları ihmal etmeden sabah çok erken saatte yapıyorum. Haftanın bir-iki günü yapmak zorundayım. Bazı dönemler bunu çift antrenman olarak yapıyorum. Sabah erken saatte yaptığım için okulumu çok etkilemiyor. Hemen eve geliyorum çocuklarımın gerekli hazırlığı yapılıyor. Bunların hepsi benim kafamda planlı. Çift antrenman yaptığım zamanlarda ders çıkışından sonra yapıyorum. Bazen hava iyiyse çocuklar parkta oynarken de ben biraz koşuyorum. Programlarımı ben kendim ayarlıyorum. 1 yıl öncesine kadar bir antrenörüm vardı. O da sırf beni motive etmesi için.. Ben motive olayım diye bir antrenörle çalışıyordum. Çünkü kendim de ayrıca antrenörüm. Evet öğretmenim, beden eğitimi öğretmeni ama ayrıca antrenörlük belgesini de aldım.

Herhangi bir sponsor desteğiniz var mı?

Maalesef. Kulübüm haricinde hiçbir sponsor desteğim yok. Çok uğraşlar verdim. Görüştüğüm yerler oldu. Hatta bunu intagram’da da dile getirdim. Ya kabul edilmedim ya da oyalandım. Bekletildim. Ama sonuç hep olumsuz.

Peki bu spor dalına sponsorlar tamamen kapalı mı?

Hayır aslında sponsor desteği var bu alanda ama bana olmuyor bilmiyorum bu kadar başarım olmasına rağmen dile getiriyorum ama olmuyorlar. Bu iş biraz ikili ilişkilere bakıyor.

Maratonda yaşın ilerlemesi bir avantaj mı? Dayanıklılık gerektiren sporlarda her geçen sene bir avantaja dönüşüyor gibi hissediyorum. Öyle mi?

Zaten ultra maraton ya da maratona daha ileri bir yaşta başlarsın, küçük yaşta başladığın zaman vücut daha çabuk yıpranıyor. Maratonu 39 yaşına kadar performans olarak çok güzel devam ettirebilirsin. Bilimsel olarak 39 yaşından sonra biraz ister istemez zamanla her yıl performansın az da olsa düşüyormuş. Ama bende şöyle gerçekleşti, belki yoğunluğum daha da arttığı için de olabilir 36’dan sonra her sene bir öncekini aratıyor.

Performansınıza bakınca pek öyle durmuyor..

Bunun bence tek açıklaması var koşu tutkusu başka bir şey değil. Bizimki koşu sevdası koşu tutkusu.

Bunu da merak ediyorum aslında. Çok zor bir sporu yapıyorsunuz. Bunun yanı sıra farklı bir kariyeriniz de var. Sponsor desteğiniz de yok. Sizi motive eden bu sporda tutan şey nedir?

Koşu tutkusu işte koşu sevdası. Tutku aşk. Tek sebebi tek açıklaması bu.

Hedefleriniz neler?

Şöyle söyleyeyim. Maratonda benim en iyi sürem 2:44, bunu 2:40’ın altına düşürmek istiyorum. Zaten Türkler’de birinci olmak istiyorum diyemiyorum çünkü zaten onu gerçekleştirdim. Bunu yeni gerçekleştirdiğim için tekrardan istiyorum diyemem. Kadınlar genel klasmanında dereceler yapmak isterim diyemem çünkü Afrikalı sporcuların fizik olarak ve bazı konularda şartlar olarak bizden avantajlılar. Ama Berlin maratonunda koşup o kendi en iyi derecemi orada gerçekleştirip yaş grubunda kürsüye çıkmak isterim. Bunu da birisi sponsor olursa gerçekleştirebilirim. Ben şu anda kendi şartlarımla Berlin maratonuna gidemem. Dediğim gibi sponsor bulabilirsem o şekilde gidebilirim.

Umarım bu hedefinizi başarabilirsiniz. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Sadece şunu söyleyebilirim. Kadınlar gerçekten isterse her şey başarabilir. Yeter ki kadın istesin. Benim söyleyeceklerim bu kadar.

Curling Milli Takımı Dünya Şampiyonası Vizesi Aldı

0

Curling Milli Takımı Avrupa Şampiyonası’ndaki başarısı ile Dünya Şampiyonasına katılmaya hak kazandı.

Norveç’in Lillehammer şehrinde gerçekleştirilen Avrupa Şampiyonası’nda 9 maça çıkan Türkiye 6 galibiyet ile şampiyonayı tamamladı. Bu galibiyetlerin ardından Avrupa 7. olan milli takım Dünya Şampiyonası’na da katılma hakkı elde etti.

Kanada’da oynanacak Dünya Şampiyonası 19 Mart-27 Mart 2022 tarihleri arasında düzenlenecek.

Kadına Yönelik Şiddet ve Spor

0

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü Türkiye’de her yıl çok daha büyük anlamlar ifade ediyor. Neredeyse her gün bir kadının öldürüldüğü ve belki onlarca kadının şiddete maruz kaldığı ülkemizde kadına yönelik şiddete karşı net bir duruş sergilemek oldukça önemli.

Bianet’in yayınladığı rapora göre 2021 yılında en az 285 kadın erkekler tarafından öldürüldü ve en az 711 kadın şiddete maruz kaldı. Ayrıca 193 kadının ölümü ise şüpheli bulundu.

Peki spor alanında kadına yönelik şiddet ne boyutta?

Ne yazık ki bunu bilmek o kadar kolay değil. Yaşanan şiddet olaylarının çoğunlukla kulüp içinde gizli tutulmasını, çalışma ortamında gösterilen şiddetin eğitimin bir parçası kabul edilmesini, antrenörlerin ‘baba’ ya da bir ‘ağabey’ olarak ‘döver de sever de’ algısının spor alanına hakim olduğunu tahmin etmek zor değil. Aslında bu durumda sadece toplumsal yapıya ve basına yansıya birkaç örneğe bakarak tahmin yürütebildiğim şeyler.

Geçtiğimiz yıl Turkcell Kadın Futbol Ligi sonunda yılın teknik direktörü seçilen Fatih Vatan Spor teknik direktörü Efe Mehmet Aydın‘ın sporculara şiddet uyguladığı ortaya çıkmıştı. İki kadın sporcu Nisan 2019’da Efe Mehmet Aydın’ın şiddetine maruz kaldıklarını söylemiş ve ilk olarak kulübe şikayetlerini dile getirmişti. Kulübün üstünü kapaya çalışmasının ardından da savcılığa şikayette bulunmuşlardı. İki kadın sporcu kulüpten ayrılırken Efe Mehmet Aydın Türkiye Futbol Federasyonu tarafından 60 gün hak mahrumiyeti cezası almış, takımda kalmaya devam etmiş ve ödüllendirilmişti.

Cezasızlık

Kadına yönelik şiddet olaylarında Efe Mehmet Aydın’da olduğu gibi genellikle cezasız kalıyor. Böyle bir cezasızlık kadınların şiddete sessiz kalmasına itiyor. Erkeklerin elinde ‘şikayet etsen ne olacak ki’ kozu kadınları daha da sessizliğe erkeklerinde şiddetinin daha da artmasına yol açıyor. Bu durumda bize tekrar İstanbul Sözleşmesinin ne kadar değerli olduğunu hatırlatıyor. Kadınları ve kız çocuklarını korumayı amaçlayan bu sözleşme spor alanındaki şiddetin de önüne geçebilmek için çok büyük öneme sahip.

Fenerbahçe’den Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü Mesajı

HeForShe hareketinin destekçi olan Fenerbahçe, resmi sitesinden yayınladığı mesajla kadınlara ve kız çocuklarına karşı her türlü ayrımcılığa, cinsiyetçi yaklaşım ve söylemlere, kadınlara uygulanan fiziksel ve psikolojik şiddete, eşitsizliğe, haksızlığa ve adaletsizliğe karşı olduklarını vurguladı.

Fenerbahçe ayrıca 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ndeki tek hedeflerinin hiçbir kadının öldürülmediği ve çocukların ötekileştirilmediği bir dünya olduğunu ve bunun için mücadelelerinden de vazgeçmeyeceklerini belirtti.

KADIN SPORCU ÜÇLEMESİ

Son yıllarda kadın sporcularda performansı ve genel sağlığı tehdit eden yeni bir teşhisle tanıştık. Kadın Sporcu Triadı veya Kadın sporcu üçlemesi, son yıllarda tanınan ve etkilerinin ciddiyeti her geçen gün daha iyi anlaşılan bir sağlık sorunudur.

Bu tabloda yetersiz enerji alımı, adet düzensizliği ve osteoporoz riski ile karakterize bir durum söz konusudur. Hatalı diyet uygulamaları genellikle başlangıç faktörü olarak kabul edilebilir.

Erken tanı konulmaz ise geri dönüşümsüz sağlık sorunları oluşabilir. Son yapılan çalışmalar ile aynı tablonun spor yapmayan ancak fiziksel olarak aktif kadınlarda ve sporcu erkeklerde de görüldüğü anlaşılmıştır. Jimnastik, buz pateni ve dayanıklılık koşuları gibi branşlarda yarışan estetik ve kilo kontrolü yüksek sporcu kadınları daha çok etkilemektedir. Güreşçiler ve jokeyler gibi erkek sporcular da düzensiz yeme davranışı ve sağlıksız kilo verme diyetleri içindeyse risk altındadır.

Kadınlarda daha sık ve ciddi görülmesinde kuvvetli sebepler kadınların hormonal özellikleri, fiziki yapı gibi cinsiyet farklılığından kaynaklanan durumları, spora bağlı yaralanmalarda cinsiyete özgü riskleridir. Örneğin kadınlar hormonal farklılıklarından dolayı bağ yaralanmalarına erkeklere oranla daha yatkındır. Yağ oranı düşürücü beslenme seçimlerinde de yetersiz enerji alımı vücudun hormonal dengesini etkilemektedir. Bu durum, aylık kanama periyodları yani menstürasyon döngüsünün bozulmasına yol açar. Menstrüasyonun kesilmesi, östrojen hormonunun kemiklerdeki koruyucu etkisini ortadan kaldırır. Değişen hormonal denge ve diyette yetersiz alınan besin ögeleri, özellikle eksik kalsiyum sonucu kemik mineral yoğunluğunda azalma ile osteoporoz ve stres kırıkları riski 2-4 kat artar.

İlk kez 1992 yılında Amerikan Spor Hekimleri Derneği tarafından tanımlanmış, 2007 yılında tanımı güncellenmiştir.

Özetle güncel tanıma göre ‘Kadın Sporcu Üçlemesi’ denmesinin sebebi şu üç sağlık sorunu bileşenini içermesidir;

1) Yeme bozukluğu olsun ya da olmasın ‘Düşük Enerji Yetmezliği’

2) Menstrüel disfonksiyon (adet döngüsü bozukluğu) ve

3) Düşük kemik mineral yoğunluğudur.

Kadın sporcuların periyodik lisans muayeneleri sırasında kadın sporcu üçlemesi açısından ayrıntılı değerlendirilmesine önem verilmelidir.

Kadın Sporcu Üçlemesi Nasıl Teşhis Edilir?

 Sporcu ön muayenesinde şu detaylara önem verilir;

• Menstrüel düzensizlik ve amenore (adet kesilmesi) öyküsü

• Stres kırığı öyküsü

• Yeme ile ilgili sporcu tutumu

• Düşük kalorili diyet öyküsü

• Vücut ağırlığını kaybetme veya bu konuda baskı hissi

• Depresyon öyküsü

•Kişilik yapısı (obsesif veya mükemmeliyetçi vb.)

•Branşa özgü antrenmanlara başlangıç yaşı

•Aşırı antrenman süresi veya aşırı antrenman öyküsü

 •Tekrarlayan ve iyileşmeyen yaralanma öyküsü

•Antrenörünün tutumu

 Bu detaylar üzerinden ‘Kadın Sporcu Üçlemesi’ bileşenlerini tespit edebilmek için çeşitli tanı araçlarından yararlanılır.

Beslenme öyküsü; Klinik yeme bozukluğu genel sağlığı, aerobik ve anaerobik fiziksel performansı olumsuz etkiler. Örneğin,

– Besin kısıtlama, bazı besin gruplarını almama

– Sık öğün atlama

– Vücut ağırlığı ve kompozisyonu endişesi (özellikle sıklet sporcuları)

– Zayıflama hapları veya laksatif (müshil) kullanımı, kendini kusturma

  Vücut kitle indeksinin 17.5 kg/m2’nin altında olması düşük enerji yetmezliğinin kesin göstergesidir. Yeme bozukluklarının tanımlanması için çeşitli tarama anketleri ve mümkün ise psikolog / psikiyatri görüşü istenmelidir. Çalışmalar günlük 30 kcal/kg(yağsız VA) kalori alımının menstrüel fonksiyon düzeni için kritik sınır olduğunu söylemektedir.

 Menstrüel öykü;

Son periyod zamanı, periyodlar arası zaman

– Son sene içerisindeki periyod sayısı (kadınlarda yıllık 10-13 periyod sayısı normal kabul edilir)

– Son sene içinde iki periyod arası en uzun zaman önemli göstergelerdir. 3 ay ve üstü adet görememe düşük östrojen seviyeleri anlamına gelir ve kemik sağlığı için risktir.

Spesifik hormon hastalıkları, polikistik over, seksüel değişiklikler, gebelik durumları gibi detayların dışında amenore ya da oligomenore (adet yokluğu ya da çokluğu) gelişen kadın sporcular için en sağlıklısı Kadın Hastalıkları Uzman doktor takibidir.

Kas-iskelet sistemi öyküsü;

– Stres kırığı problemi oldu mu? Düşük kemik mineral yoğunluğu göstergesidir.

– Ailede osteoporozlu bireyler var mı? Risk durumunu etkiler.

Osteoporoz tanısı için; klinik olarak anlamlı bir kırık varlığı ve düşük kemik mineral içeriği veya düşük kemik mineral yoğunluğu gereklidir. Belli yöntemlerle bakılan Z skoruna göre değerlendirme yine uzman tarafından yapılır.

Kadın sporcuların klinik durumlarını tanımlamak ve risk sınıflaması yapmak, hekimi ve sporcuyu doğru tedavi yaklaşımlarına ulaştıracaktır.

Kadın Sporcu Üçlemesi’ nde erken tanı çok önemli olduğundan halsizlik, yeme problemi ve performans kayıpları gibi şikayetlere önem verilerek hekim görüşü alınması önerilir. Gerekli tedavinin yapılmaması veya geciktirilmesi sporcuda kas-iskelet, kadın hastalıkları, ileri kansızlık başta birçok olumsuz sağlık haline dönüşebilir.

Kadın Sporcu Üçlemesinde Tedavisi

Uzman görüşleri sonucu tedavi ilaçlı veya ilaçsız olabilir. Günümüz başarılı tedavi yaklaşımlarında multidisipliner çalışmanın önemi görülmüştür. Ekipte spor hekimi, spor diyetisyeni, sporcuda yeme bozukluğu varsa psikiyatrist / psikolog, ilaç / takviye danışmanlığında spor eczacısı, sporcunun antrenörü ve gerekli hallerde ortopedist, endokrinolog, egzersiz fizyoloğu bulunmalıdır.

İlaçsız tedavi; beslenmenin ve antrenmanın düzenlemesi, hastanın kadın sporcu üçlemesi hakkında bilgilendirilmesi, sporcunun günlük kalori alımının 45 kcal/kg(yağsız VA) olması hedeflenir.

Tüketilen besin öğeleri ile günlük kalsiyum, demir, çinko, magnezyum, vitamin K, vitamin D, B kompleks vitaminler gibi mikronutrisyon ihtiyacı karşılanamıyorsa takviye kullanılmalıdır.

Doktor ve eczacınıza danışarak uygun takviye kullanım programı oluşturabilirsiniz;

– Kalsiyum 1.500 mg /gün

– Vitamin D 400-800 IU/gün (kanda 70-80 ng/ml değerler için gerekirse doz yükseltilmeli, Vitamin K kombine formlar kemik oluşumunun desteklenmesi için tercih edilmeli, vücutta D vitamin sentezi için sporcular güneş ışınlarından direkt faydalanmalıdır)

– Çinko pikolinat 15-30 mg

– Magnezyum sitrat veya malat formları 300-500 mg / gün (D vitamin sentezinde rol oynar)                                                                            

– Magnezyum bisglisinat formu depresyon / uykusuzluk problemi olan sporcularda tercih edilebilir.

– Demir takviyesi için doz ve süre bireysel ihtiyaçlara göre belirlenmelidir.

Doğru beslenme ve antrenman programı ile sağlıklı kilo alan, kemik metabolizması ve menstrüel döngüsü normalleşen sporcularda bu yaklaşım yeterlidir. Ancak yanıt alınamayan, tedaviye uyumsuzluğu olan, osteoporoz ve/veya multipl fraktür (çoklu kırık) öyküsü olan hastalar için doktor tarafından ilaç tedavi seçenekleri değerlendirilir.

Not: Ecz. Ayşegül Birlik, uzmanlığı doğrultusunda bu tavsiyeleri vermiştir. Tedavi sürecinize hekiminize danışarak başlamanızı önemlidir.

Kaynaklar:

Arrack MT. Update on the female athlete triad. Curr Rev Musculoskelet Med 2013

De Souza MJ, Nattiv A, Joy E, et al. Female Athlete Triad Coalition Consensus Statement on treatment and return to play of the female athlete triad. Br J Sports Med 2014

Mountjoy M, Sundgot-Borgen J, Burke L, et al. The IOC consensus statement: beyond the female athlete triad—Relative Energy Deficiency in Sport (RED-S). Br J Sports Med 2014

Rogers MA, Appaneal RN, Hughes D, et al

Prevalence of impaired physiological function consistent with Relative Energy Deficiency in Sport (RED-S): an Australian elite and pre-elite cohort, British Journal of Sports Medicine 2021

Jason R.Karp,PhD., Carolyn S.Smith,MD, Running for Women (p.143-151)

Peng Shuai Nerede?

0

Çiftlerde dünya 1 numaralığına kadar yükselmeyi başaran tenisçi Peng Shuai’den eski başbakan yardımcısı Cang Gaoli’nin kendisine cinsel saldırıda bulduğunu açıklamasından beri haber alınamıyor.

Kasım ayının başlarında Çinli oyuncu Peng Shuai, Çin eski başbakan yardımcısı Cang Gaoli’nin kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu açıklamıştı. Çin’de kullanılan sosyal medya hesabı olan Weibo’dan 2 Kasım’da paylaşım yapan Peng, 2013-2018 döneminde Çin başbakan yardımcılığı görevini yapan Gaoli’nin cinsel saldırısını ifşa etmişti.

Çinli oyuncunun bu paylaşımının ardından haber alınamadığı belirtildi. Kadınlar Tenis Birliği (WTA) ve pek çok kadın tenisçi bu durumun ardından harekete geçti. Billie Jean King, Serene Williams, Naomi Osaka, Petra Kvitova, Simona Halep gibi pek çok oyuncu sosyal medya hesaplarından endişelerini dile getirerek Peng Shuai nerede diye sordu.

Birleşmiş Milletler ve WTA Kanıt İstiyor

Çin devlet televizyonu olan CGTN’den 17 Kasım’da Peng Shuai tarafından yazıldığı iddia edilen bir email yayınlandı. Bu emaile göre Peng Shuai cinsel saldırıyı yalanlamış ve evinde dinlenmeye çekildiğini belirtmiş. Fakat bu iddia Peng Shuai için endişelenenleri tatmin etmedi.

WTA başkanı Steve Simon açıklama yayınlayarak endişelerinin daha da arttığını belirtti. Simon bu emailin doğrultulmadığını ve Peng’in güvende olduğuna dair bağımsız ve doğrulanabilir kanıtlara ihtiyaç olduğunu dile getirdi. Simon ayrıca Çin’den çekilmeye hazır olduklarını da söyledi.

BM Sözcüsü Liz Throssell da durumu değerlendirdi. Throsssell: “Nerede olduğuna ve iyi olduğuna dair kanıtlar çok önemli. Bu iddiaların tam şeffaflıkla soruşturulmasını istiyoruz” dedi.

Yeni İki Video Paylaşıldı

Çin medyasında Peng Shuai’ye ait iki video paylaşıldı. Bu videolardan bir tanesinde Peng, Pekin’de gerçekleştirilen çocuk turnuvası töreninde yer alıyordu. Diğer videoda ise Peng, koçu ve arkadaşlarıyla yemek yiyor ve tarihin 21 Kasım olduğunu söyleyip pandeminden bahsediyordu.

Bunun üzerine WTA başkanı ve CEO’su Simon yeni bir açıklama yayınladı. Bu videonun çok sevindirici olduğunu söyleyen Simon, Peng’in özgür olup olmadığını da bilmek istediklerini dile getirdi. Simon: “Çin Devleti medyasında yayınlanan ve Peng Shuai’nin Pekin’de bir restoranda olduğunu gösteren videoyu gördüğüme çok sevindim. Bu çok pozitif olsa da Peng’in özgür olup olmadığı ve zorlama veya dış müdahale olmaksızın kendi başına hareket edip edemediği belirsizliğini koruyor.” açıklamasında bulundu.

IOC Başkanı Bach, Peng ile Görüştü

Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) tarafından yapılan açıklamaya göre başkan Thomas Bach, IOC Sporcular Komisyonu Başkanı Emma Terho ve IOC Çin üyesi Li Lingwei Peng Shuai ile video görüşme gerçekleştirdi.

30 dakika süren görüşmede Peng sağlığından duyulan endişeden dolayı IOC’ye teşekkür etti. Peng şu evinde, güvende olduğunu söyledi ve mahremiyetine saygı gösterilmesini istedi.

IOC Sporcular Komisyonu Başkanı Terho: “Peng Shuai’nin iyi olduğunu görmek beni rahatlattı, asıl endişemiz buydu. Rahatlamış görünüyordu. Ona desteğimizi ve istediği zaman iletişim halinde kalmasını teklif ettim, o da takdir etti.” şekilde açıklamada bulundu.

Resmi olarak yapılan açıklamada ayrıca görüşmenin sonunda IOC Başkanı Bach’ın Ocak ayında Çin’e yapacağı seyahat sırasında Peng’i yemeğe davet ettiği ve Peng’in de bu daveti kabul ettiği belirtildi.